Ana Sayfa |

Depresyona düşenlerin dikkat edeceği hususlar

Depresyon işaretlerini görür görmez, en kısa sürede bir uzmana başvurun. Şikayetlerinize göre uzman sizi daha detaylı olarak yönlendirecektir.
Uzmana giderken yanınızda sizi iyi tanıyan bir yakınızı veya akrabanızı götürmeniz daha faydalı olacaktır.
Tedavi süresinin üç aydan altı aya kadar sürebileceğini unutmayınız. Eğer daha önce de depresyon geçirdi iseniz, bu durumda tekrarlamaları önlemek üzere koruyucu ve daha etkin bir tedavi planının uygulanacağını unutmayınız.
Depresyon tedavisinin ilaçla yürütüldüğü durumlarda, özellikle birden fazla ilacı bir arada kullanmanız gerektiğinde, tedavi süresince düzenli kullanmanız ve olası yan etkilerine katlanmanız gerektiğini unutmayınız. Farklı rahatsızlıklarınız için kullanmanız gereken ilaçlar olduğunda, bu durumda doktorunuz ile konuşmayı ihmal etmeyiniz.
  • Depresyonda olsanız dahi, hayattaki olumlu ve güzel şeyleri görmek için çaba harcayınız. Sadece negatif olaylar ve özellikler üzerinde odaklanmayınız.

    Depresyonda dahi olsanız, bir şeylerle meşgul olmaya ve çalışmaya gayret edin. Kendinizi bir yerlerde kapatmak, çalışmayarak meşguliyetsiz kalarak büzülüp saklanmak, depresyonu arttıracaktır.

    Birçok depresyon hastası için günlük veya haftalık planlar hazırlamak son derece yararlı olabilmektedir. Tabii ki burada önemle üzerinde durulması gereken, plan yaparken aşırı katı ve zorlayıcı yaklaşımdan uzak durulmalıdır. Yaptığınız plana tam olarak uyamayabilseniz bile, her aktivite ve değişiklik sizin için bir başarıdır ve önemlidir. Onaylanma, özellikle de kendi kendinize verdiğiniz değer depresyonu aşabilmeniz için en önemli kazanımlardır.

    Eğer eski ilişkilerinizi ve arkadaşlıklarınızı bitirdiyseniz, tekrar kontak kurun. Arkadaşlarınızı tekrar arayın, kısa da olsa arkadaşça ve dostça olan destekleyici görüşmeler sizin için çok önemlidir.

    Eğer intihar düşünceleriniz varsa, bunları arkadaşlarınız, eşiniz ve terapistiniz ile konuşun. Bu konudaki görüşmeler, krizi aşmanıza yardımcı olacak ve sizin daha iyi anlaşılmanızı sağlayacaktır. Siz bu ağır depresyon safhasından nasıl olsa çıkacaksınız ve intihar düşüncelerinizi gerçeğe dönüştürmediğinize şükredeceksiniz.

    İyileşmenin ve depresyondan kurtulmanın yavaş yavaş olacağını, zaman zaman kendinizi tekrar kötü hissedebileceğinizi, aşağı inişler de kısa süreli yaşansa da, genel olarak iyiye doğru gideceğinizi unutmayın.

    Depresyon hastanın aile hayatı ve ikili ilişkilerini son derece kötü etkileyebilecek ağırlıkta olabilir. Bazı aileler, bu gidişin nereye kadar olacağına ilişkin sorular sormaya başlarlar. Bu hastalık dolayısıyla ailelerin finansal problemleri de bu durumu kötüleştirebilir. Genellikle de evde diğer yaşayanlar ve çocuklar da bu koşullardan kötü etkilenmektedir.

Depresyonla ilgili öneriler

Bunlara ek olarak

  • Gereksiz müdahale, tetkik ve reçeteden kaçınmak,
  • Duygu ifadelerinin desteklenmesi,
  • Düşünce dilindeki yanlış genelleştirmeler, negatif yorumlar ele alınmalı,
  • Yeni ilgi ve uğraş, kendini ifade etme alanları sağlanması yararlı olur.
  • Daha aktif olmak,
  • Kendiniz, yaşamınız ve geleceğiniz ile ilgili düşünce biçiminizi gözden geçirmek,
  • Düşünceleri yeniden yapılandırmak ("Başka nasıl düşünebilirim?"),
  • Düşünce hatalarını yakalamaya çalışmak,

    Depresyondan kurtulmak için yapılacak ilk şey günlük faaliyetleri attırmaktır. İkinci adım, yapmak istediğiniz şeyleri kaydedip, bununla ilgili günlük planlar yapmaktır.
  • Her akşam ertesi gün neler yapabileceğinizi düşünün.
  • Yapabileceklerinizin bir listesini hazırlayın.
  • Günün ilk saatleri için nispeten kolay şeyler planlayın.
  • Eğer bütün günü planlamak zor gelirse, günü parçalara bölün.
  • Planladığınız şeyler ne çok kolay, ne de çok zor olsun.
  • Planınızda hem hoşunuza gidecek işlere, hem de yapmak zorunda olduğunuz işlere yer verin. İkisini dengelemeye çalışın.
  • Şu günlerde yapmaktan hoşlandığınız hiçbir şey olmayabilir. Bu durumda eskiden yapmaktan zevk aldığınız işleri düşünün.
  • Sizi çok zorlayacak birden fazla işi aynı gün için planlamayın.
  • Kendinizi yüreklendirin.
  • Esnek olun.
  • Yedek faaliyetler planlayın.
  • Planlarınız uygulanabilir olsun.
  • Yaptıklarınızı gözden geçirin.
  • Sabırlı olun.
    Düşünce biçimini gözden geçirmek önemlidir.

    Olumsuz düşüncelerle mücadelede ilk adım, "nasıl düşündüğünüzü" ve bu düşüncelerin "duygularınızı nasıl etkilediğini" fark edebilmektir. Daha sonraki adım, daha gerçekçi ve alternatif düşünceler üretmeye çalışmaktır.

    Olumsuz düşünceleri sorgulamayı öğrenmek önem taşır.
  • Düşüncenizi destekleyen kanıtlar var mı? Varsa neler?
  • Olaya farklı yönlerden bakmak mümkün mü? Farklı bakış açıları olabilir mi?
  • Düşünceler kendinizi nasıl hissetmenize yol açıyor? Sizi nasıl etkiliyor?
  • Bu düşüncem doğru mu, bunu destekleyen kanıtlar var mı?
  • Bu olaya farklı yönlerden bakmayı ihmal mi ediyorum?
  • Başka biri benzer bir durumda ne düşünürdü?
  • Kendimi iyi hissettiğim zamanlarda bu olaya nasıl bakardım?
  • Bu şekilde düşünmek bana yardımcı mı, yoksa engel mi oluyor?

    Eğer depresyonda iseniz

  • Kişiliğinize, ilgi alanlarınıza yönelik uğraşılarınıza devam edin. Kendiniz için bir hobi geliştirin.
  • Yalnız kalmamaya, diğerleri ile iletişime özen gösterin.
  • Olumsuz düşüncelerinizin farkına varmaya çalışın. Gerçeğe uygunluğunu sınayın.
  • Alternatif düşünce tarzı geliştirmeye çalışın.
  • Kendinizi daha iyi hissetmeye başlayana kadar evlilik, iş ya da para konularında önemli kararlar vermekten kaçının.
  • Depresyonun bir hastalık olduğunu kabul edin, zayıflık ya da utanılacak bir durum olmadığını bilin ve bir uzmana danışın.
  • Günümüzde Depresyon Tedavisi

    Günümüzde Depresyon tedavisi oldukça kolay hale gelmiştir. Bunun için iki yöntem kullanılmaktadır. Depresyon tedavisi duygular, düşünceler ve davranışlar üzerinde çalışmakla da olabilir, ilaç tedavisi ile de olabilir. Uygun olduğuna karar verilmesi için bir uzman (psikolog/psikiyatrist) tarafından değerlendirilmek yeterli olacaktır.

    Depresyon Tedavisinde en önemli adım Uzman ile yüz yüze görüşmektir. Uzman, bilimsel ve ölçülebilir yöntemlerle sizi değerlendirecek ve en uygun tedaviyi size önerecektir.Bilişsel olumsuzlukları ve öğrenilmiş çaresizlik düşüncelerini gidermek için psikoterapiye ihtiyaç vardır. İlaç tedavisine de serotonin ve noradrenalin üzerinden etki yapan antidepresan dediğimiz ilaçlar kullanılır. Yine de ilaç tedavisinin hızlandırılabilmesi için psikoterapiye ihtiyaç vardır. Depresyonu oluşturan nedenlere yönelik olarak psikososyal stres faktörlerinin de ortadan kaldırılması süreç içerisinde iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bu dönem içerisinde kişinin hayatını mevcut depresyonun ez az şekilde etkilemesi için, durumun bir psikolog tarafından değerlendirilmesi ve vakit geçirilmeden tedaviye başlanması önemli olabilmektedir.


    Depresyon tedavisi ilerledikçe kişiler bu değişiklikleri fark edebilmekte ve bu değişiklikler bilimsel yöntemlerle ölçülebilmektedir. Depresyonun tanısı ve tedavisi tüm dünyada uzmanlar tarafından üzerinde çalışılan ve üzerinde fikir birliğine varılmış uygulamaların yer aldığı bir alandır.

    depresyon ve cinsellik

    Depresyon çeşitli nedenlerle ortaya çıkan bir rahatsızlık olup, hayatın çeşitli alanlarını olumsuz etkilemektedir. Bunlardan en önemlisi de depresyonun çiftlerin cinsel yaşamında yaptığı bozucu etkidir. Bu durum doğrudan kişinin aile yaşantısını da olumsuz etkiler. Eşlerin bu konuda sabırlı olması ve birbirlerine destek olması gerekir.
    Cinsel sorunlarda en büyük yeri cinsel isteksizlik ve zevk kaybı alır. Kişi cinsel birleşme yaşasa bile zevk ve heyecan yoktur.

    Cinsellik konusundaki bir başka problem de depresyonda ilaç tedavisinin etkileridir. Bu gün depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların büyük çoğunluğu yan etki olarak cinsel sorunlara yol açmaktadır. Bu yan etkiler; sertleşmede azalma, orgazm yoğunluğunun düşmesi ve süresinin uzaması ve cinsel istekte azalmadır.
    Cinsel sorunlar depresyonda zaten var olup, ilaç tedavisiyle daha da artabilmektedir. Ancak tedavi piskoterapiyle beraber sürdürüldüğünde bu sorunlarla başaçıkmak kolaylaşmaktadır. Bu durumda eşlere sabırlı olmak ve eşine destekleyici bir tutum sergilemek düşer. tedavi bittikten sonra bu cinsel sorunlar da ortadan kalkmaktadır.depresyon belirtileri nelerdir, depresyonun belirtileri,anksiyete depresyon, klinik depresyon, depresyon yardım, manik depresyon, doğum sonrası depresyon,



    benzer bir yazımız olan depresyon çeşitlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    doğum sonrası yaşanan depresyonlar

    Hamilelik sürecinde ya da doğumdan sonra bir yıl içinde ortaya çıkan depresyona doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) denmektedir. Bu dönemde depresyon geçiren kadınların kesin sayısı bilinmemekle birlikte, konuyla ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar depresyonun, hamilelik sürecinde ve doğum sonrasında yaşanan önemli sorunlardan biri olduğunu belirtmektedirler. Hamilelik döneminde yaşanan bazı normal değişimler de benzer semptomları ortaya çıkardığı için depresyon tanısı bazen konamamakta ve tedavi edilememektedir. Yorgunluk, uyku problemleri, güçlü duygusal tepkiler ve kilo almak doğum öncesinde ve sonrasında yaşanabilen sorunlardır. Ancak bu semptomlar aynı zamanda depresyonun de belirtileri olabilir.



    Hamilelik döneminde kadınların depresyon geçirme ihtimalini artıran risk faktörleri şunlardır:,

    • Daha önce depresyon geçirmiş olmak ya da madde bağımlılığının olması

    • Ailede psikolojik rahatsızlığı olan bireylerin olması

    • Aileden ve arkadaşlardan destek alamama

    • Rahimle ilgili kaygılar

    • Daha önceki hamilelik dönemlerinde ya da doğumlar esnasında sorun yaşanması

    • Evliliğe ilişkin sorunlar ya da ekonomik problemler

    • Küçük yaşta doğum yapmak


    Doğum sonrasında kadınlardaki hormonal değişiklikler depresyonu tetikleyebilir. Hamilelik döneminde kadınlardaki östrojen ve progesterone hormonları artar. Bebeğin doğumundan sonraki ilk 24 saat içinde bu hormonlar hamilelik öncesindeki normal seviyelerine hızla düşer. Araştırmacılar, adet döneminde hormonlarda yaşanan küçük değişimlerin kadınların duygu durumlarını etkilediğine işaret ederek, doğum sonrasında yaşanan bu hızlı hormonal değişimin depresyonu tetikleyebileceğini. Ayrıca tiroid hormonu da doğum sonrasında düşebilmektedir. Tiroid düzeyinin düşük olması, depresif duygu durumu, her şeye karşı ilgisizlik, huzursuzluk, yorgunluk, konsantrasyon zorluğu, uyku sorunları ve kilo değişimi gibi depresyon semptomlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Basit bir ?>?>?>kan testinin yapılması ve doktorun reçete edeceği ilaçların kullanımı, tiroid düzeyine bağlı olan depresyon sorununu çözmeye yardımcı olacaktır.


    Doğum sonrası depresyona katkıda bulunan diğer faktörler de şunlardır:
    Doğum sonrasında yorgunluk hissetmek, uyku düzeninin bozulması, ve yeni annenin gücünü tekrar toparlayabilmek için ihtiyaç duyduğu dinlenmeden yoksun kalması
    Bebeğin bakımına ve iyi bir anne olmak için gerekli olduğu düşünülen becerilere sahip olunmadığına dair kaygılar
    İşteki ve evdeki düzende meydana gelen değişiklikler nedeniyle stres altında hissetmek. Bazen kadınlar, gerçekçi olmayan beklentiler geliştirerek kendilerinin mükemmel bir anne olmaları gerektiğini düşünürler. Bu da stres oluşturan bir faktördür.
    Kayıp duygusu. Bebek doğmadan önceki kimliğin kaybedildiğini, hamilelik öncesindeki beden yapısının kaybedildiğini ve daha az çekici olduğunu düşünmek
    Doğum sonrasında kadının kendisine ayırdığı zamanın azalması ve zamanı kontrol edemediğini düşünmek. Çok uzun süre boyunca ev içinde zaman geçirmek, partnerle ya da sevilen kişilerle baş başa geçirilen zamanın azalması

    Doğum Sonrası Üzüntü/Endişe ile Doğum Sonrası (Postpartum) Depresyon Aynı mıdır?

    Doğum sonrasında kadınların yaşadığı üzüntü ve endişe, doğumdan hemen sonraki günlerde ortaya çıkabilir ve normal bir süreci takip ederek birkaç gün ya da hafta içinde geçebilir. Yeni anne olan kadının duygu durumu ani değişimler. Bu dönemde kadınlarda üzüntü, iştah kaybı, uyku bozuklukları görülebilir, kendilerini kaygılı, huzursuz ve yalnız hissedebilirler. Bu semptomlar ağır olmayabilir ve tedaviye gerek olmayabilir. Ancak bu dönemde kendinizi daha iyi hissetmek için de bir şeyler yapabilirsiniz. Bebek uyuduğunda siz de uyuyabilirsiniz. Eşinizden, ailenizden ve arkadaşlarınızdan yardım talep edebilir, diğer yeni annelerle konuşabilirsiniz

    Doğum sonrası depresyon ise bebeğin doğumundan sonraki ilk yıl içinde ortaya çıkabilir. Bu durumda kadınlar, üzüntülü olma, enerjisiz hissetme, konsantre olmakta zorluk çekme, kaygılı olma, suçluluk ve kendini değersiz hissetmek gibi çeşitli semptomlar gösterebilirler. Doğum sonrası üzüntü/endişe ile depresyon arasındaki fark, doğum sonrası depresyonun kadının işlevselliğini uzun bir dönem boyunca etkilemesidir. Doğum sonrası depresyonun tedavi edilmesi gerekir. Psikoterapi ve ilaç tedavisi, doğum sonrası depresyon yaşayan kadınlara yardımcı olur.

    Bazı kadınlar, doğum sonrasında mutlu olmaları gerektiğini düşündükleri için yaşadıkları depresif durum nedeniyle suçluluk hissettikleri ve utanç duydukları için yaşadıkları sıkıntıları ifade edemezler. Kendilerinin uygun bir anne olmadıklarının düşünülmesinden endişe ederler. Doğum sonrası depresyon her kadının başına gelebilir. Bu, sizin iyi bir anne olmadığınız anlamına gelmez. Yaşadığınız sıkıntılara hem sizin hem de bebeğinizin maruz kalması şart değildir. Çünkü bu konuda yardım alabilir ve sorunlarınızı çözebilirsiniz.

    Doğum sonrasında depresyon geçirdiğinizi düşünüyorsanız ilk önce doktorunuzla konuşmalı ve depresyon tedavisinde uzman olan bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalısınız.

    Depresyon belirtileri | depresyonun başlıca nedenleri | depresif | depresyon | depresyon belirtileri tedavisi | depresif | depresyon tedavi | pisikiyatr | pisikoloji | Ana Sayfa