maskeli depresyon belirtileri nelerdir?
bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda başlıca maskeli depresyon belirtileri şöyle sıralandı
kişinin yaptığı hiçbirşeyden zevk almaması
etrafında gördüğü hiçbirşeyden zevk almaması ve hoşlanmaması
maskeli depresyona yol açan başka bir neden olarak sürekli halsiz hissetme ve yorgunluktan kaynaklanan enerji çökmesidir
yukarıda belirmiş olduğumuz nedenler kişide bir süreklilik halini almışsa bu kişinin bir pisikiyatr tarafından muayene edilmesi oldukça faydalı olacaktır. Bunun yanında yukarda saydığımız belirtiler 5-6 gün gibi kısa süre kendisini gösteriyorsa endişelenmek pekte doğru değildir. en azından 20-25 gün kendisini bu şekilde hisseden kişilerde maskeli depresyon görülmesi olasılığı diğer insanlara göre oldukça fazladır.
maskeli depresyon belirtileri
psikolog
pisikologlar fen ve edebiyat fakültelerinin dört yıllık bölümlerinde eğitim alarak insanların ruh sağlığı ile ilgili aldıkları eğitimlerle insanların sosyal ve kültürel yaşamını düzenlemesine yardımcı olan kişilere denir.
psikologlar insanlara depresyon halindeyken yardım ederler
Depresyonda Psikoterapi
Psikoterapide kişi, ya tek başına bir psikoterapistle ya da bir grup içinde 1-2 psikoterapistle sorunu hakkında konuşur. Farklı kuramsal yaklaşımlara temellendirilmiş çok sayıda psikoterapi türü vardır. Bunların bazıları pek çok uzman tarafından yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bir kısmı da henüz pek denenmemiş, alışılmışın dışındaki psikoterapi türleridir. Ancak bazıları da yaşanan bu olumsuz duygulanımı (depresyonu) arttırabilir. Bazen ilaç tedavisinin depresyonun tedavisinde tek başına yeterli olduğu görülebildiği gibi, psikoterapide kendi başına çok olumlu sonuçlar verebilmektedir. Bazı durumlarda da psikoterapinin bir ilaçla birleştirilmesi daha yararlıdır. Aşağıda bazı psikoterapi türleri ve temel kuramlara genel anlamda değinildikten sonra ‘Depresyonda Bilişsel-Davranışçı Tedavi Yöntemleri' detaylı olarak açıklanacaktır.
Psikodinamik Psikoterapi
Depresyonun kişilerarası doğası depresyon üzerine yazılan en erken psikanalitik yazılarda belirlenmiş, özdeğer oluşumunun merkezi önemi üzerinde önemle durulmuştur. S.Freud, ‘Yas ve Melankoli' adlı eserinde, yaşamın erken yıllarında kişinin yaşadığı kişilerarası düş kırıklıklarının gelecekteki sevgi ilişkilerinde kişiyi ikileme sokacağını belirtmiştir. Erişkin yaşamdaki ya da geçmişteki kişilerarası kayıplar egoda kendine zarar verici davranışları tetiklemekte ve buda depresyon olarak ortaya çıkmaktadır. Geleneksel psikanalitik psikoterapinin amacı, basit bir biçimde belirtilerin düzeltilmesi değil, kişilik yapısında değişiklikler meydana getirmektir. Hastanın kişilerarası güven, yakınlık ve üretkenliğini geliştirmeyi, geniş bir duygulanım yaşantısına sahip olmasını ve yas yaşayabilme kapasitesinin oluşmasını amaçlar. İnsanların bir yakınlarını ya da yakın bir ilişkilerini kaybetmelerinin ardından onun yasını yaşayabilmeleri için bir ego kapasitesi, gelişmişliği gereklidir. Belirli gelişmişlik düzeyine ulaşamamış kişilerin yas yaşayabilmeleri zaman zaman olası olmamaktadır. Kişiyi bu gelişmişlik düzeyine ulaştırma da klasik psikanalizin amaçlarından birisidir. Tedavi sıklıkla, terapi sırasında kişinin yoğun anksiyeteyi ve huzursuzluğu yaşamasına yardım edebilir ki bu da genellikle bir kaç yıl sürer.
Psikanalitik psikoterapi, bilinen klasik psikanaliz ilkelerine dayanan, uzun süreli, içgörü kazanma ve kişilik yapılarının değişmesinin amaçlandığı terapidir.
Kısa Dinamik Psikoterapiler
Klasik psikanalitik yaklaşımın uygulanması çok zor, çok zaman alıcı olduğu ve ekonomik olmadığı için geçmiş 20 yılda depresyon tedavisinde bazı özgül, kısa süreli, belirli amaçlara ve hedeflere yönelik, kişilik yapılarının değişmesinin amaçlanmadığı dinamik psikoterapiler geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar belirtilerin azaltılmasını, nevrozun çözümlenmesini ve hastanın yaşam kalitesinin artmasını amaçlar.
BİLİŞSEL - DAVRANIŞÇI TERAPİ
Beck'e Göre Depresyonun Bilişsel Kuramı
Bu kuramda 4 temel öğe vardır. Bunlar :
1- Olumsuz Üçlü : Kendini, dünyayı ve yaşantıları, geleceği olumsuz algılama
2- Olumsuz düşüncelerin otomatik olarak ortaya çıkması
3- Bilgi işlemede ve algıda sistematik hataların olması
4- Temel işlevsel olmayan sayıltıların ortaya çıkması
Olumsuz Üçlü : İlk öğesi hastanın kendisini değersiz, yetersiz, ahlaken ya da fiziksel olarak özürlü olarak algılamasını kapsar. Hasta geçmişte olan olumsuz olaylardan kendisini sorumlu tutar ve başkaları tarafından beğenilmediğini düşünür. Kendinden çok şey talep edildiğini, dünyanın aşılamayacak güçlüklerle dolu olduğunu düşünür. Aynı şekilde gelecek karanlık, başarısızlıklara gebe, ümitsiz bir durum olarak algılanır.
Otomatik Düşünceler : Bu işlevsel düşünceler, hasta önceden planlamadan, yargılamadan, düşünmeden çabuk ve otomatik olarak ortaya çıkarlar. Otomatik düşünceler, doğrudan daha temel işlevsel olmayan şemaları ya da sayıltıları yansıtırlar ve hasta tarafından doğru olarak kabul edilirler. Bu düşünceler bazen o kadar çabuk oluşurlar ki hasta bunların farkında olamayabilir. Bilişsel terapide ilk başta ele alınan konulardan birsi de hastaya bu olumsuz otomatik düşüncelerini yakalamayı öğretmek ve bu düşüncelerin duygu ve davranışları nasıl etkilediğini göstermektir.
Sistematik Hatalar : Hastanın kendisini, çevresini ve geleceğini olumsuz algılamasındaki önemli etkenlerden birisi de bilgi işlemede yapılan sistematik hatalardır. Bu hatalar aşağıdaki şekilde açıklanmaktadır.
a) Seçici Algılama : Bir durumun seçici olarak belirli bir ayrıntısının algılanması, diğer önemli özelliklerin ise gözardı edilmesi. Örneğin, ‘Bu gün her şey ters gitti, hiç iyi giden bir şey olmadı'
b) Abartma : Olumsuz olayları büyütme durumudur. Örneğin, ‘Gece uykusuz kalan bir hastanın bunu bir felaket olarak düşünmesi'
c) Küçümseme : Olumlu olayları küçümseme durumudur. Örneğin, ‘Sınavdan iyi not alan bir öğrencinin ‘Bunu herkes yapabilirdi, önemli bir şey değil' demesi'
d) Aşırı Genelleme : Bir tek olaydan genel kurallar çıkartma durumudur. Örneğin, ‘Ufak bir hata yapan hastanın ‘elime aldığım hiç bir şeyi doğru dürüst yapamam' şeklinde düşünmesi'
e) Bireyselleştirme : Günlük aksiliklerden kendini sorumlu tutma durumudur. Örneğin, ‘Hastanın, kendisini görmediği için geçip giden bir arkadaşının arkasından ‘Herhalde onu kızdıracak bir şeyler yaptım' şeklinde düşünmesi'
f) Ya Hep Ya Hiç Tarzı Düşünme : Olaylar siyah-beyaz, çok kötü-fevkalade, iyi-kötü gibi uç noktalarda algılanır. Örneğin, ‘Ben bir hiçim, başarısızım'
g)Keyfi Çıkarsama : Kanıt olmadan ya da aksi kanıt olduğu halde bazı sonuçlara ulaşma. Örneğin, ‘Terapide verilen ilk ödevde güçlük çeken bir hastanın ‘Bu tedavi hiç bir işe yaramayacak' şeklinde düşünmesi'
İşlevsel Olmayan Şemalar : Bu sayıltı ya da inançlar genellikle başlangıcı çocukluk döneminde olan, yaşam boyu gelişen, oldukça değişmez ve kalıcı özelliklerdir. Bireyin ne yaparsa yapsın kendini değerli hissedebilmesi için başkalarının onayının gerektiğine inanması, başarılı sayılabilmek için her alandan başarılı olma zorunluluğunu hissetme ya da yaşamda her şeyin kontrol edilebileceğine inanma, işlevsel olmayan düşüncelere örnek verilebilir. Bu türdeki fikir ve inançlar sürekli olarak bilişsel çarpıtmalarla desteklenmektedir.
Depresyonun Gelişimi
Beck'in formülasyonuna göre, erken yaşantılar hastanın kendisi ve dünya ile ilgili bazı temel, işlevsel olmayan şemaların gelişmesine yol açar. Bu şemalar daha sonra algıları organize etmede ve davranışları yöneltmede kullanılırlar. Kişinin dünyasını yordayabilmesi ve yaşantılarını anlamlandırabilmesi normal işlev göstermesi için gereklidir. Ancak bazı sayıltılar son derece katı, uç noktada, değişime dirençli ve bu nedenle de işlevsel değildirler. Böylece depresyon gelişimine zemin hazırlarlar. Ancak tek başlarına depresyonun oluşumunu açıklamakta yetersizdirler. Sorun bireyin yaşamında şema ya da şemaları aktive eden kritik olayların meydana gelmesiyle başlar. Örneğin, ‘kişisel değer yalnızca başarıya bağlıdır' inancı başarısızlıkla karşılaşınca depresyona yol açabilir. Aynı şekilde ‘mutlu olmak için sevilmek gerekir' tarzındaki bir sayıltı redle karşılaşınca depresyonu kışkırtabilir. İşlevsel olmayan düşünceler aktive olunca ‘olumsuz otomatik düşünce' bombardımanına yol açarlar. Bu düşünceler günlük yaşantıların yorumlanması, gelecekle ilgili tahminler ya da geçmişte olanların anımsanmasıyla ilgili olabilirler. Aktivite düzeyinde azalma, geri çekilme gibi davranışsal; ilgi kaybı, hareketsizlik gibi motivasyonel; suçlanma, anksiyete, üzüntü gibi duygusal ve dikkati toplayamama, uyku bozuklukları gibi bilişsel belirtiler ortaya çıkar. Depresyon geliştikçe olumsuz otomatik düşünceler daha sıklaşır ve şiddeti artar, rasyonel düşüncede azalma gözlenir. Bu süreç, gittikçe artan ve devamlılık gösteren çökkün duygu durumla desteklenir. Böylece kısır döngü oluşur. Bilişsel davranışçı terapist bu kısır döngüyü hastaya olumsuz düşüncelerini sorgulamasını, sonra da bu düşüncelerin temelindeki sayıltılarını değiştirmesini öğreterek kırmaya çalışır.
Bilişsel Terapi İçin Hasta Seçimi
Bilişsel terapi için hasta seçiminde kullanılacak bazı kriterler bulunmaktadır :
a) Depresyonun Türü Nedir? : Beck, şiddetli , intihar eğilimi yüksek, bipolar depresyonlarda daha standart yöntemlerin (ilaç kullanımı ve hastaneye yatırma) uygun olduğunu söylemektedir. Bilişsel davranışçı tedavi endojen depresyonlarda da çok başarılı olamamaktadır.
b) Depresyonun Şiddeti Nedir? : Depresyonun şiddetinin değerlendirilmesi önemlidir. Çok şiddetli depresyonlarda hastaneye yatırma ve ilaç tedavisi düşünülebilir.
c) Hasta Olumsuz Düşüncelerden Söz Ediyor mu? : Hastada olumsuz bilişsel üçlü var mı? Ümitsizlik, intihar düşünceleri ve tedavi beklentisinin olumsuz olmasıyla ilgili düşünceler ilk açığa çıkartılması ve ele alınması gereken unsurlardır.
d) Hasta Tedavi Rasyonelini Kabulleniyor mu? : Tedavi rasyonelini kendilerine yakın görenler ve bu yöntemleri denemek isteyenler bilişsel tedaviden daha çok yararlanmaktadırlar.
e) Hasta Eşit İşbirliğine Dayalı İlişki Kurabilir mi? : Hastanı düşünce ve duygularını açıklamakta zorluğu varsa, kendi başına sorunlarını çözmesi gerektiğine inanıyorsa ya da terapistin bütün sorumluluğu almasını bekliyorsa kısa süreli bu tedaviden yararlanması oldukça güçtür.
f) Hastanın Başetme Becerileri Var mı? : Başa çıkma becerileri gelişmiş olan hastalar bu tür bir tedaviye daha çabuk cevap vermektedirler. Bunun nedeni, tedavi rasyonelini daha çabuk kabullenmeleri ya da yeni beceriler kazanmak yerine yalnızca depresyonda bozulan becerilerini yeniden kullanabilmeleri olabilir.
Bilişsel Davranışçı Tedavinin Etkinliği
Yapılan bir çok araştırmada, bilişsel-davranışçı tedavinin en az antidepresanlar kadar etkili olduğu bulunmuştur. Yirmi sekiz ayrı araştırmanın karşılaştırıldığı bir çalışmada, bilişsel-davranışçı terapinin, davranışçı, psikodinamik, yönlendirici olmayan tedavi ve diğer tedavi türlerine göre anlamlı düzeyde etkili olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, bilişsel-davranışçı psikoterapinin farmakoterapi kadar etkili olduğu da belirtilmiştir.
Bir çok çalışma bilişsel-davranışçı tedavinin etkili bir tedavi yöntemi olduğunu göstermekle birlikte, bazı hastaların bu tedaviye yeterince yanıt vermedikleri açıktır. Hastalığın bilişsel-davranışçı tedavinin başlangıcındaki şiddeti ve bilişsel disfonksiyonların düzeyi, bilişsel-davranışçı tedaviden yeterli sonucun alınamamasında rol oynamaktadır. Bunun dışında kronik evlilik sorunları ve şiddetli kişiler arası ilişki problemleri olan hastaların %50'sinin tedaviye yanıt vermekte zorlandıkları bildirilmiştir. Ayrıca, depresyonun yanında kişilik bozukluklarının hastada bulunmasının tedaviye yanıtı güçleştirdiği bulgulanmıştır.
depresif insanlardan
Kim çok fazla beyin gücü uygularsa o insanlarda genellikle değişik fiziksel egzoz faaliyetler gösterir, aynı zamanda üzerinde zamanla açığa çıkan bazı eski iyi zamanlarını hatırlama ihtiyaçları ortaya çıkar.
kim daha rahatlatıcı işler üzerinde çalışır ve rahat bir yaşam sürerse o depresyona düşmekten uzak bir yaşam sürer ve mutlu bir hayat geçirebilir.
yoğun çalışan birçok insan sinir krizi ve durumlar karşısında olay çıkarma konusunda diğer insanlardan daha fazla eğilim sahibidir.anksiyete, depresyon ve ruhsal hastalıklar bu nedenle günümüzde her kişinin başına gelebilir
Sürekli endişelenen ve fussing sendromları yaşayanlar için anksiyete, depresyon tedavisi gibi günümüzde gelişen başka tedavilerle birlikte tedaviler mevcuttur
Anksiyete, depresyon aslında hile ve kim sorununun kişiden düzensiz davranışı her türlü tarafından bu usuallu bazı stres kaynaklanmaktadır karakterize kolayca bir kişinin aşırı sinirlilik ve stres neden eğiliminde olabilir tetikler.
Ayrıca, kim kolayca sinir stresli faaliyetleri üzerinde olsun eğilimi birçok insan aslında anksiyete depresyon için, ve onun sadece bir konuda güçlü olma eğilimli ne zaman zor ve stres eğilimli faaliyetlerine karşı karşıya gelir zorladı. It's pretty başta üstesinden gelmek için, zor olabilir ancak sakin çalışıyorum ve aşırı basınç kere cool in gerçekte tamamen
Zaman etkili bir ruhsal hastalık nedeniyle kendi kendini tedavi konusunda bir akılda ki gerçekte kendinize karşı dürüst olmak tutmalısınız ve depresyon ya da gerçekte var, saygın psikiyatrist kendinizi doğru tanısı olsun gitmek akıl hastalığı ne tür değerlendirmek hem kendiniz için doğru depresyon tedavisi görmek mümkün. Burada depresyonun çeşitli türleri vardır:
Manik depresyon ya da Bipolar - kişinin ruh halinde ani ve aşırı değişiklikler ile karakterize hususta bir dakika o Euphoria yükseltilmiş bir durumda iken
sonraki dakika (gün veya hafta) o kişisel bir cehenneme olmak duygusudur.
Doğum sonrası depresyon - uzun bir üzüntü ve boşluk hissi yeni bir anne ile karakterize yönden çocuğun doğum sırasında fiziksel stres, yeni doğan bebeğin karşı sorumluluk belirsiz bir anlamda sadece bazı olası faktörlerin neden bazı yeni anne bu geçmesi olabilir.
Dysthimia - depresyon ile hafif bir benzerlik ile karakterize, bu zaman olmasına rağmen, daha az şiddetli bir yeri olmalı, ama her durumda elbette ile hemen tedavi edilmelidir kanıtlanmış oldu.
Cyclothemia - Bu zihinsel hastalıktan Manic veya Bipolar depresyon yönden bireysel acı ile hafif bir benzerlik ile karakterize bazen insanın ruh ciddi değişiklikler muzdarip olabilir.
Mevsimsel duygudurum bozukluğu - bir tekdüzelik içinde düşen belirli mevsimlerde (örneğin, Kış, Bahar, Yaz ve Güz) çalışmaları ancak sadece sırasında karakterize kanıtlamak daha fazla kişi
aslında bir azgınlık daha Kış ve Sonbahar mevsimi ve son olarak da, ruhsal değişim, neyin sırasında bir kişinin ruh hali mutlu dan üzgün için kızgın sadece kısa sürede kaydırabileceğini fall.
Ama depresyon aslında oldukça insanlar arasında yaygın olduğu kanıtlanmıştır türü aslında aşırı şeyler hakkında endişeli olma durumu ile karakterize depresyon anksiyete vardır. Anksiyete, aslında bir kişi ilk tarih sinirlilik veya yorucu sınav ertesi gün gibi belirli bir stresli etkinliği daha ayarlamanıza yardımcı olacak bir sözde normal bir davranış. Anksiyete gerçekten "belli" zor durumlarda doğru bakacak kadar psyched olsun yardımcı olur; anksiyete nedenle aslında iyi bir şey. Anksiyete, depresyon Ancak, sadece karşısında, kolayca sinir "bir" olgu olarak işten olmaya gerek yok; Anksiyete, depresyon aslında bir bireysel ya da diğer bir deyişle, kalıtsal bir hastalık yılında biyolojik makyaj kaynaklanan edilebilir bir hastalıktır .
Ayrıca, Anksiyete depresyon her biri kendi benzersiz özelliklere sahip aslında çeşitli türleri vardır. Örneğin yaygın anksiyete bozukluğu veya YAB, Anksiyete, depresyon bu tür Take a çok daha ortalama Anksiyete, depresyon daha karmaşık olanlar Anksiyete, depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu bu tür zarar için belki