Depresyon Semptomları nelerdir?
ağaşıda başlıklar halinde belirttiğimiz durumlar 15 gunden uzun süre günün uzunca bir kısmında sizde gozlemleniyorsa depresyon olmuş olabilirsiniz. başlıca depresyon semptomları aşağıda belirtilmiştir.
kendiniz üzgün ve acınacak halde hissetmek
günlük hayatta zevk alınarak yapılan şeylerden tiksinme ve eğreti duymak
Majör depresyon gorulen vakkalarda aşağıda verilen semptomlardan en az dordune rastlanmıştır.
enerji azlığı
kilo almak
Tensel soğukluk
gerekenden fazla uyumak
uyku promlemleri yaşamak
Kendisi hakkında kotu düşüncelere kapılmak
Cinsel isteksizlik
genel halsizlik hali
Suçluluk hissi duymak
hayat ve genel geçer şeyler hakkında olumsuz düşüncelere kapılmak
aralıksız yemek yeme isteği
Depresyon Semptomları nelerdir
depresyon riskini arttıran başlıca nedenler nelerdir.
Insanlarin neden depresif olduklarina dair kesin bir yaniti yoktur.
Gribe neyin yol açtığını biliriz çünkü grip virüsü tıp tarafından tanımlanmış bir virüstür ve bu virüsün nasıl etkisiz hale getireleceğine dair çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Gelin görün ki depresyon için aynı durum söz konusu değildir.Depresyonun bir çok nedeni olabilir.depresyonla ilgili durumlarda Büyük olasilikla sunlarin bir bilesimine bagli oldugunu biliyoruz:
Genetik/kalitsal yatkinlik. Daha fazla bilgi...
Yetistirilmeniz sirasinda önemli olmus etmenler. Daha fazla bilgi...
Burada depresyonun nedenlari hakkinda biligi edinabilirsiniz:
Genlermi?
Depresyon ailesel geçis gösterebilir. Anne babaniz, çocuklariniz veya kardesleriniz yineleyici depresyon ataklari geçiriyorsa, ne yazik ki sizin de bir veya daha çok depresyon epizodu geçirme riskiniz %20dir.
Cinsiyet mi?
Kadinlarda depresyon gelisme olasiligi erkeklerdekinden iki kati fazladir.
Bununla birlikte, son yillarda gerçekte, ilk basta sanilandan çok daha fazla sayida erkegin depresyona yakalandigi, ancak kadinlara göre tedavi arayisina girmekte daha isteksiz olduklari öne sürülmektedir. Depresyon erkeklerde kendini daha farkli biçimlerde gösterir ve birçok erkek depresyona yakalandigini fark etmez. Bu da çalismalarda düsük yüzdeler bulunmasina yol açar. Erkeklerdeki depresyon üzerine daha fazla bilgi...
Sosyoekonomik durum mu?
Toplumsal statüyle depresyon arasindaki baglanti henüz nihai olarak dogrulanmamistir, ancak düsük sosyoekonomik gruptaki insanlarda depresyon gelismesi riski daha yüksek gibi durmaktadir.
Psikolojik travma mi?
Psikolojik soklara veya travmalara maruz kalmis bazi insanlar buna depresyona girerek tepki verirler.
Bazilariysa anksiyete veya alkolizmle tepki verir. Bazilarinda hiçbir psikolojik hasar olmaz. Sizin verecegin tepkiler büyük ölçüde genetik yapiniza ve kisiligine bagimlidir.
Cinsel taciz mi?
Çocuklukta cinsel tacize maruz kalmis insanlarda depresyon riski daha yüksek durmaktadir.
Bosanma mi?
Bosanmanin depresyon riskini artirip artirmadigini bilmiyoruz. Depresyona yakalanmis insanlarin bosanmis olma olasiligi diger insanlardakinden daha yüksektir, ama insanlarin bosanma yüzünden mi depresyona girdikleri yoksa depresyon yüzünden mi bosandiklarini bilemiyoruz.
Issizlik mi?
Depresif kisilerin issiz olma olasiliklari daha yüksektir. Ama insanlarin issizlik yüzünden mi depresyona girdikleri yoksa depresyon yüzünden mi issiz kaldiklarini bilemiyoruz.
Yas mi?
Yakin bir dost veya akrabanin ölümüyle depresyona girme riski arasinda kesin hiçbir baglanti olmadigini ögrenmek herhalde sizi sasirtacaktir. Yas depresyondan farkli bir durumdur, ancak çok uzun sürer veya yetiyitimi yaratirsa depresyona girebilirsiniz.
Hastalik mi?
Fiziksel hastaliklar depresyon riskini artirir. Hemen her türden hastalik depresyona yol açabilir. Bu koroner tromboz ve kanser gibi ciddi sorunlar için oldugu kadar grip gibi ufak sorunlar için de geçerlidir. Daha fazla bilgi...
hamilelikte depresyon belirtileri
Bebeginizi dogurduktan sonraki haftalar ve aylarda depresyon gelistirme riskiniz daha yüksektir. Yeni dogum yaptiginiz siralarda hem bedeniniz hem de zihninizin tamamen yeni bir duruma uyum saglamasi gereklidir. Hormonlarinizin da uyumlu hale gelmesi gerekir ki yenidogan bebeginize bakabilesiniz. Bu yasamin son derece duygusal bir dönemidir ve yaklasik on kadindan biri postnatal depresyona girer.
depresyonun aile bireylerine etkisi
Depresyonda olduğunuzda beyninizde bir sürü şey olup biter. Depresyon merkezi sinir sisteminizi ve ruhsal durumunuzu etkiler. Yakınlaşma duyguları ve cinsel itkilerin sinyallerini beyin ilettiğinden, depresyona girdiğinizde eşinizle olan ilişkinizde bir dizi fiziksel ve psikolojik sorunla karşılaşabilirsiniz.
Başınıza dert olabilecek konuların önemlileri:
* Kolayca sinirlenme (iritabilite)
* Libido kaybı. Cinsel sorunlar hem hastalıkla hem de antidepresan ilaçlarla ilişkili olabilir.
* İnsanlardan uzaklaşma
* Suçluluk duygusu (libido azalması ve partnerin yaklaşımlarını reddetmiş olmaya bağlı)
Bunu kavramak ve eşinize “bu hastalığım yüzünden oluyor, senin yüzünden değil” demek önemlidir.
Depresyon izleyenleri sizin için daha da zorlaştırır:
* Arzu duymak
* Flört etmek
* Gösterilen olumlu yaklaşımı kabul etmek
* Olumlu yaklaşım göstermek
* İlgi göstermek
* İkna edici olmak
* Taleplerde bulunmak
* Sınır koymak
* Nahoş bir durumdan kaçmak
Bunları yapamaz olmanın nedeni genellikle:
* Moralsizlik
* Olumsuz beklentiler
* Kendinize ve başkalarına dair olumsuz bir bakış açısı
Depresyona karşı profesyonel tedavi gördüğünüzde, bu eşinizle ilişkinizdeki sorunları da ele alacaktır. İlişkinizdeki sorunları incelemek için bilişsel tedavi ilkelerini nasıl kullanacağınızı da öğreneceksiniz.
Yalnızca psiko-eğitim amacıyla olsa bile, terapi seansına eşinizi de getirmeniz önemli olabilir. Depresyon iyileştiğinde, bazı çiftlerin ek terapiye gereksinimleri olur. Bu tür durumlarda diğer eşin depresyona girmesi olasıdır. Bazıları buna “bulaşma etkisi” adını vermektedir.
Depresyonda olduğunuz sürece, asla ilişkinizle ilgili önemli kararlar vermeyin. Unutmayın ki depresyon karar verme yetinizi bozar.
Depresyonların Düşünsel Boyutu
Depresyondaki kişinin kendi dünyası ve geleceği hakkındaki düşüncelerinde farklılıklar vardır. İşinin ustası bir ev kadını ya da başarılı bir iş adamı, kendisini "işe yaramaz", "yetersiz", ya da "başarısız" biri olarak görebilir. Aranan özelliklere sahip olmadığına inandığı için, benlik saygısı ve kendine olan güveni de kötü bir biçimde etkilenmiştir. Karar vermede güçlük çekmeye başlar. Geçmiş hataları ve kusurları üzerine takılıp, çeşitli suçlar ya da bağışlanamaz günahlar işlediğini düşünebilir. Dünyayı, "acıdan başka bir şey getirmeyen", "engelleyici", "hayal kırıklığına uğratıcı..." bir yer olarak algılar. Tüm acılarının ve eziyetlerinin sonsuza dek süreceği gibi bir beklentisi olduğu için, umutsuzluğa kapılır.
Durumunu değiştiremeyeceğine inandığı için, intiharı bile bir çözüm olarak görebilir. İntihar olasılığı depresif rahatsızlıklarda oldukça yüksektir. Bu olasılık, bazen yalnızca bir ölme isteği olarak kalırken, çoğunlukla da ciddi intihar girişimlerine dönüşebilir. İntihar düşüncelerine eşlik eden diğer düşünceler şöyle olabilir: "Ailem için bir baş belasıyım. Ölseydim daha kolay yaşarlardı...", ya da "Derdimi sona erdirecek tek yol ölmektir..." gibi. Bir çok intihar girişimi, bazılarının inandığı gibi "yalnızca bir yardım çağrısı" ya da "taşkın bir davranış" değildir. Bunlar, kişinin gerçekten ölmek istediği, ciddi intihar girişimleridir. İntiharlar ya da intihar girişimlerinin hepsinin, depresif rahatsızlıkla bağlantısının olmamasına karşın, depresyondaki umutsuzluk ve çaresizlik duygularının yoğunluğu nedeniyle, bu rahatsızlığı yaşayanlarda risk oldukça (30 kat daha fazla) yüksektir.
Depresyondayken bir çok sıkıntı yaşanabilir: Titiz bir ev hanımı ya da çalışkan bir işçi, kendisini yorgun hissederek işini yapamayabilir. Zevk aldığı pek çok şeye karşı ilgisini tümüyle yitirebilir. Daha önceleri arkadaş canlısı olan biri, arkadaşlarından kaçmak için karşı kaldırıma geçebilir, sosyal davetlerin tümünü reddedebilir. Böylece, yalnızlığı ve depresyonu gittikçe artan bir kısırdöngüye dönüşür. Kişi, sürekli bir endişe yaşar ve bu endişelere bağlı fiziksel belirtiler gösterir. Kalp atışları artar, aşırı terleme, mide bulantısı, titreme, ağız kuruluğu, ishal ya da kabızlık gibi belirtiler gösterebilir.
Düşüncelerde yavaşlama ve dağınıklaşma, dikkatinde zayıflama oluşabilir. Okumak, hatta konuşmak bile zor gelebilir. Bu nedenle, bu sıkıntıyı çeken kişi için herhangi bir girimde bulunmak çok zordur. Hatta kişi, kendisinin zihinsel bir sorunu olduğunu bile düşünebilir
Depresyonlarda Etkili Olan Kişilik Özellikleri şöyledir
-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki ,kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.
-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.
-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.
- Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif ,bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.
Depresyonla ilgili öneriler
Bunlara ek olarak
Depresyondan kurtulmak için yapılacak ilk şey günlük faaliyetleri attırmaktır. İkinci adım, yapmak istediğiniz şeyleri kaydedip, bununla ilgili günlük planlar yapmaktır.
Düşünce biçimini gözden geçirmek önemlidir.
Olumsuz düşüncelerle mücadelede ilk adım, "nasıl düşündüğünüzü" ve bu düşüncelerin "duygularınızı nasıl etkilediğini" fark edebilmektir. Daha sonraki adım, daha gerçekçi ve alternatif düşünceler üretmeye çalışmaktır.
Olumsuz düşünceleri sorgulamayı öğrenmek önem taşır.
Eğer depresyonda iseniz
depresyon ve cinsellik
benzer bir yazımız olan depresyon çeşitlerine buradan ulaşabilirsiniz.
ergenlik çağında yaşanan depresyonlar
ERGENLERDE DEPRESYON ve TEDAVİSİ
Ergenlik döneminde yaşanan fiziksel, duygusal, psiko-sosyal ve sosyal değişimler bireyi derin bir biçimde etkiler. Fiziksel değişimlere bağlı olarak kendi bedenini ve cinselliği keşfeden ergenler bu alanlarla ilgili sorunlar yaşayabilirler. Kişisel kimliğin kurulduğu bu dönemde birey, ‘ben kimim?”, “hayatın anlamı ve amacı ne?’ gibi kritik sorulara yanıt arar. . Ergenlik, kişisel kimliğin kurulmasıyla, toplumun bir üyesi olarak kendi rolünü belirginleştirme arasındaki dengeyi kurma mücadelesidir.
Depresyon, çok çeşitli durumlara ve stres yaratan faktörlere karşı verilen bir tepkidir. Ergenlerde depresif duygu durumu yaygın olarak görülebilmektedir, çünkü bu normal olgunlaşma/büyüme sürecinin, bu sürece eşlik eden stres faktörlerinin, seks hormonlarının ve bağımsızlığını elde etmek için anne-babayla çatışmanın bir parçası olabilmektedir. Depresif duygu durumu, bir arkadaşın ya da akrabanın ölümü, sevgiliden ayrılmak ya da okulda başarısız olmak gibi rahatsızlık verici olaylara ve durumlara karşı bir tepki de olabilir. Özgüvenleri düşük, kendilerini kıyasıya eleştiren, olumsuz olaylar ve durumlar üzerinde kontrol gücünün olmadığını düşünmeye eğilimli ergenlerde, stres yaratan olaylar ve durumlarla karşılaşma depresyon riskini arttırabilmektedir.
ERGENLERDE DEPRESYONUN BELİRTİLERİ
Ergenlerde depresyon tanısı koymak zor olabilmektedir, çünkü ergenlik döneminde duygusal iniş ve çıkışlar normal bir süreç de olabilmektedir. Bazen dünyanın harika bir yer olduğu düşüncesiyle kendini iyi hisseden ergen, bazen de hayatın berbat bir şey olduğunu düşünebilir. Bu düşünceler birkaç saat içinde değişebileceği gibi birkaç gün bile sürebilir.
Depresif duygu durumunun sürekli olması, okul başarısının düşmesi, aileyle ve arkadaşlarla ilişkilerde sorunlar yaşanması, madde bağımlılığı ve diğer olumsuz davranışlar depresif epizodu işaret ediyor olabilir. Bu dönemde depresyon riskini arttıran faktörleri şöyle sıralayabiliriz: ebeveynlerden birini ölüm ya da boşanma nedeniyle kaybetme, çocukluk döneminde fiziksel ve cinsel tacize maruz kalmak, sosyal beceri eksikliği, kronik hastalıklar ve aile bireylerinden birinde depresyon hikayesinin olması.
Aşağıda sıralanan belirtiler iki haftadan daha fazla sürerse depresyon riskinden söz edilebilir:
Okul başarısının düşmesi
Arkadaşlardan ve sosyal etkinliklerden uzak durmak
Üzüntülü ve umutsuz ruh hali
Enerjinin ve motivasyonun düşük olması, hiçbir şeyden zevk alamama
Öf keli olma
Eleştirilere karşı aşırı tepkili olma
İdeallerine ulaşamayacağını hissetme
Özgüvenin düşük olması, suçluluk duyguları
Kararsızlık, konsantre olamama, unutkanlık
Huzursuzluk
Yemek ve uyku örüntüsünde değişiklikler
Madde bağımlılığı
Otorite figürleriyle sorunlar
İntihar düşüncesi
Ergenler, depresif duygu durumundan kaçınmak için uyuşturucu ya da alkol kullanabilir ya da rastgele cinsel ilişkiler kurabilir. Ergenler, düşmanca, saldırganca ve riskli davranışlarla da depresyonlarını ortaya koyabilirler. Ancak bu davranışlar onların sadece yeni sorunlar yaşamalarına neden olur, depresif duygu durumları derinleşir ve arkadaşlarıyla, aileleriyle ve okul yönetimiyle ilişkilerine zarar verir.
ERGENLERDE DEPRESYON TEDAVİSİNİN ÖNEMİ ÜZERİNE
Depresyon ciddi bir durumdur ve tedavi edilmezse ergen bireyin hayatını tehdit eder bir duruma gelebilir. Eğer ergen tedavi görmeyi reddederse, aile üyelerinin ya da ergenle ilgilenen diğer yetişkinlerin bir uzmandan yardım alması faydalı olabilir.
Depresyon tedavisinde ilaç ve psikoterapi kullanılmaktadır. İlaç depresyonun semptomlarını gidermekte etkilidir. Özellikle ilaç tedavisiyle birlikte yürütülen psikoterapi etkili çözümler sağlamaktadır.
Psikoterapi, ergene neden depresyona girdiğini anlamasına ve stresli durumlarla nasıl baş edeceğini öğrenmesine yardımcı olur. Duruma bağlı olarak terapi, bireysel, grup ya da aile terapisi şeklinde yürütülür.
Depresyonda olan ergenin yardıma ihtiyaç duyduğunu kabul etmesi iyileşme yönünde atılmış önemli bir adımdır. Ancak, yardıma ihtiyaç duyduğunu ve bunun için adım atması gerektiğini kabul eden ergenlerin sayısı görece az olabilmektedir. Bu nedenle arkadaşlarının ve ailesinin desteği, teşvik edici önerileri önemlidir.
Depresyonun Başlıca Nedenleri Nelerdir
Depresyonun Nedenlerine gelin hep birlikte bir göz atalım
* Partner, evlilik, aile sorunları
* Doğum ve hamilelik süreci
* Büyük üzüntülere neden olabilecek kayıplar ve yas
* Mevsim değişiklikleri
* Hamilelik ve lohusalık süreci
* Ülke, şehir değiştirme, yeni yaşam koşulları
* Menapoz - Antrapoz dönemi
* Bazı hastalıklar (
* Bazı ilaçlar ( Kardiyak ve hipertansifler gibi )
* Fazla
* Kalıtsal yatkınlık
* Olumsuz yaşam olayları ile karşılaşma
* İş yaşamı sorunları
depresyon nedir
Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır.
Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.
Ek olarak depresyondaki kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur.
* Hemen her gün uykusuzluk yada aşırı uyku hali.
* Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.
* Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.
* Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk
* Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
* Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).
* Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama , bıkkınlık, cinsel isteksizlik ).
* Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.
* Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen dikkatini verememe, gibi) ya da kararsızlık hali.
Depresyon İlaçları kullanımında nelere dikkat edilmeli?
Modern ilaçlar, kullanılırsa çok yüksek dozda kullanılsa bile ölüm olaylarının görülmesi çok nadirdir.
fakat klasik dediğimiz trisiklik antidepresanlar, yüksek dozda alındığında intihar eğilimi riskini arttırarrak ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Bu klasik ilaçların toksik zehirlenme etkisi yüksektir. Bu nedenle günümüzde depresyon durumlarında modern ilaçların kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.