Ana Sayfa |
depresyonun belirtileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyonun belirtileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

depresyon riskini arttıran başlıca nedenler nelerdir.

Insanlarin neden depresif olduklarina dair kesin bir yaniti yoktur.

Gribe neyin yol açtığını biliriz çünkü grip virüsü tıp tarafından tanımlanmış bir virüstür ve bu virüsün nasıl etkisiz hale getireleceğine dair çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Gelin görün ki depresyon için aynı durum söz konusu değildir.Depresyonun bir çok nedeni olabilir.depresyonla ilgili durumlarda Büyük olasilikla sunlarin bir bilesimine bagli oldugunu biliyoruz:

Genetik/kalitsal yatkinlik. Daha fazla bilgi...
Yetistirilmeniz sirasinda önemli olmus etmenler. Daha fazla bilgi...

Burada depresyonun nedenlari hakkinda biligi edinabilirsiniz:

Genlermi?
Depresyon ailesel geçis gösterebilir. Anne babaniz, çocuklariniz veya kardesleriniz yineleyici depresyon ataklari geçiriyorsa, ne yazik ki sizin de bir veya daha çok depresyon epizodu geçirme riskiniz %20dir.

Cinsiyet mi?
Kadinlarda depresyon gelisme olasiligi erkeklerdekinden iki kati fazladir.

Bununla birlikte, son yillarda gerçekte, ilk basta sanilandan çok daha fazla sayida erkegin depresyona yakalandigi, ancak kadinlara göre tedavi arayisina girmekte daha isteksiz olduklari öne sürülmektedir. Depresyon erkeklerde kendini daha farkli biçimlerde gösterir ve birçok erkek depresyona yakalandigini fark etmez. Bu da çalismalarda düsük yüzdeler bulunmasina yol açar. Erkeklerdeki depresyon üzerine daha fazla bilgi...

Sosyoekonomik durum mu?
Toplumsal statüyle depresyon arasindaki baglanti henüz nihai olarak dogrulanmamistir, ancak düsük sosyoekonomik gruptaki insanlarda depresyon gelismesi riski daha yüksek gibi durmaktadir.

Psikolojik travma mi?
Psikolojik soklara veya travmalara maruz kalmis bazi insanlar buna depresyona girerek tepki verirler.

Bazilariysa anksiyete veya alkolizmle tepki verir. Bazilarinda hiçbir psikolojik hasar olmaz. Sizin verecegin tepkiler büyük ölçüde genetik yapiniza ve kisiligine bagimlidir.

Cinsel taciz mi?
Çocuklukta cinsel tacize maruz kalmis insanlarda depresyon riski daha yüksek durmaktadir.

Bosanma mi?
Bosanmanin depresyon riskini artirip artirmadigini bilmiyoruz. Depresyona yakalanmis insanlarin bosanmis olma olasiligi diger insanlardakinden daha yüksektir, ama insanlarin bosanma yüzünden mi depresyona girdikleri yoksa depresyon yüzünden mi bosandiklarini bilemiyoruz.

Issizlik mi?
Depresif kisilerin issiz olma olasiliklari daha yüksektir. Ama insanlarin issizlik yüzünden mi depresyona girdikleri yoksa depresyon yüzünden mi issiz kaldiklarini bilemiyoruz.

Yas mi?
Yakin bir dost veya akrabanin ölümüyle depresyona girme riski arasinda kesin hiçbir baglanti olmadigini ögrenmek herhalde sizi sasirtacaktir. Yas depresyondan farkli bir durumdur, ancak çok uzun sürer veya yetiyitimi yaratirsa depresyona girebilirsiniz.

Hastalik mi?
Fiziksel hastaliklar depresyon riskini artirir. Hemen her türden hastalik depresyona yol açabilir. Bu koroner tromboz ve kanser gibi ciddi sorunlar için oldugu kadar grip gibi ufak sorunlar için de geçerlidir. Daha fazla bilgi...

hamilelikte depresyon belirtileri
Bebeginizi dogurduktan sonraki haftalar ve aylarda depresyon gelistirme riskiniz daha yüksektir. Yeni dogum yaptiginiz siralarda hem bedeniniz hem de zihninizin tamamen yeni bir duruma uyum saglamasi gereklidir. Hormonlarinizin da uyumlu hale gelmesi gerekir ki yenidogan bebeginize bakabilesiniz. Bu yasamin son derece duygusal bir dönemidir ve yaklasik on kadindan biri postnatal depresyona girer.

depresyonun aile bireylerine etkisi

Depresyonda olduğunuzda beyninizde bir sürü şey olup biter. Depresyon merkezi sinir sisteminizi ve ruhsal durumunuzu etkiler. Yakınlaşma duyguları ve cinsel itkilerin sinyallerini beyin ilettiğinden, depresyona girdiğinizde eşinizle olan ilişkinizde bir dizi fiziksel ve psikolojik sorunla karşılaşabilirsiniz.

Başınıza dert olabilecek konuların önemlileri:

* Kolayca sinirlenme (iritabilite)
* Libido kaybı. Cinsel sorunlar hem hastalıkla hem de antidepresan ilaçlarla ilişkili olabilir.
* İnsanlardan uzaklaşma
* Suçluluk duygusu (libido azalması ve partnerin yaklaşımlarını reddetmiş olmaya bağlı)

Bunu kavramak ve eşinize “bu hastalığım yüzünden oluyor, senin yüzünden değil” demek önemlidir.

Depresyon izleyenleri sizin için daha da zorlaştırır:

* Arzu duymak
* Flört etmek
* Gösterilen olumlu yaklaşımı kabul etmek
* Olumlu yaklaşım göstermek
* İlgi göstermek
* İkna edici olmak
* Taleplerde bulunmak
* Sınır koymak
* Nahoş bir durumdan kaçmak

Bunları yapamaz olmanın nedeni genellikle:

* Moralsizlik
* Olumsuz beklentiler
* Kendinize ve başkalarına dair olumsuz bir bakış açısı

Depresyona karşı profesyonel tedavi gördüğünüzde, bu eşinizle ilişkinizdeki sorunları da ele alacaktır. İlişkinizdeki sorunları incelemek için bilişsel tedavi ilkelerini nasıl kullanacağınızı da öğreneceksiniz.

Yalnızca psiko-eğitim amacıyla olsa bile, terapi seansına eşinizi de getirmeniz önemli olabilir. Depresyon iyileştiğinde, bazı çiftlerin ek terapiye gereksinimleri olur. Bu tür durumlarda diğer eşin depresyona girmesi olasıdır. Bazıları buna “bulaşma etkisi” adını vermektedir.

Depresyonda olduğunuz sürece, asla ilişkinizle ilgili önemli kararlar vermeyin. Unutmayın ki depresyon karar verme yetinizi bozar.

Depresyona yol açan başlıca etkenler şöyledir

Uzmanlar depresyona yol açan faktörler konusunda farklı görüşlere sahip olsalar da, depresyonu; birbiriyle etkileşen faktörlerin bir sonucu olarak açıklamak belki de en doğrusu olacaktır. Eğer insan beynini tüm davranışların merkezi olarak kabul edersek; biyolojik, psikolojik ve zihinsel faktörler, aynı olayın farklı tanımlanma yolları olarak görülebilir. Bu durumda biyolojik açıklamalar depresyonun fiziksel boyutunu, psikolojik açıklamalar da bu fiziksel değişmelerin bizi nasıl etkilediğini açıklar.



Biyolojik Faktörler ve Depresyon

Kalıtım

Bir çok araştırma, depresyonun nedenini insanların kalıtsal olarak atalarından aldıkları ve onları depresyona yatkın kılan ‘gen'lere bağlamaktadır. Tek kutuplu depresyon geçirmiş biriyle kan bağı olan yakın akrabalarının, depresyona girme olasılığı, kan bağı olmayanlara oranla daha yüksektir. Örneğin, tek yumurta ikizlerinde, eğer kardeşlerden biri depresyon geçirmişse, %65 olasılıkla diğeri de geçirebilir. Tek yumurta ikizleri, çift yumurta ikizlerinden daha çok risk altındadır. Ancak genetik kalıtımı, çevresel etkilerden ayrıştırmak zordur. Bunu yapabilmek için depresyon geçirmiş olan ebeveynlerin, farklı ailelerce evlat edinilmiş olan ve özellikle tek yumurta ikizi olan çocukları üzerinde araştırmalar yapmak gerekir. Bu nedenle kalıtımın rolü tam olarak netlik kazanmamıştır. Ortak görüş, kalıtsal olarak geçen şeyin hastalığın kendisi değil, yalnızca ‘hastalığa bir yatkınlık' olduğudur.


Beyindeki Değişimler

Ciddi bir depresif rahatsızlığın başlangıcından hemen önce ya da rahatsızlık sırasında, beyinde bir çok biyolojik değişmenin olduğu bulunmuştur. Bunlar hormon sistemindeki bazı değişmelerle, beynin kimyasal ve elektriksel etkinliğindeki bazı değişimlerdir. Ancak, beyindeki bu değişimler kalıcı değildirler. Rahatsızlık atlatıldıktan hemen sonra, biyolojik belirtilerin tümü kaybolur ve depresyon geçiren kişinin beyni, hayatının hiç bir döneminde böyle bir rahatsızlık yaşamamış birinin beyninden ayırt edilemez.

Beynin Elektriksel Etkinliğindeki Değişimler

Beyindeki elektriksel etkinlik, kafatası derisine elektrot yerleştirmeyi içeren ve kişiye hiç bir zarar vermeyen hassas bir yöntemle gözlenebilir. Bu işlem sırasında, beyin tarafından üretilen elektrik dalgalarının grafikleri (EEG) kaydedilir. Çalışmalar, ciddi türden depresyon yaşayan kişilerin uyku grafiklerinde, tipik değişmeler olduğunu göstermiştir. Normal, sağlıklı yetişkinlerin uyku grafiği, uykunun belli devrelere bölündüğünü gösterir. Derin uyku grafikleri, geniş, derin dalgalarla karakterize edilir ve uykuya dalınan ilk 2 saat içinde, yani uykunun başlangıcında ortaya çıkar. REM uykusu boyunca, insanlar rüya görürler ve gözleri hızlı hızlı hareket eder. Normal olarak ilk REM uykusu, uykuya dalıştan yaklaşık 90 dakika sonra gerçekleşir ve 5-10 dakika sürebilir. REM uykusu gece boyunca, aşağı yukarı her 90 dakikada bir tekrarlayabilir ve süresi gittikçe uzar. Depresyon sırasında ise, REM uykusu, uykuya daldıktan yaklaşık 25-60 dakika içinde, çok daha erken ortaya çıkar ve gece boyunca daha sık oluşur. Depresyon geçirenler sıklıkla, eskisine kıyasla daha çok ve genelde hoş olmayan rüyalar gördüklerini söylerler. Derin uykunun keyfini daha az çıkarırlar ve uyandıklarında sanki hiç uyumamış gibi, yorgunluk belirtirler. Beyindeki bu değişmelerin depresyona neden olduğu görüşünden çok depresyona eşlik ettiği görüşü yaygındır. Ancak bu değişmelerin geçici olduğu ve hastalık ortadan kalktıktan sonra tümüyle ortadan kalktığı unutulmamalıdır. Aşağıdaki tabloda depresyondaki bir hastanın tedavi öncesi ve sonrası beyin grafiğindeki değişimler görülmektedir.

Hormonlardaki Değişimler

Depresyon sırasında oluşan temel hormonal değişim, böbreklerin hemen üzerindeki adrenal bezleri tarafından üretilen bir hormon olan kortizol düzeyindeki değişimlerdir. Beynin altındaki pitüiter bezi, kortizolün üretim hızını denetler. Tek kutuplu ya da çift kutuplu olan daha ciddi depresyonlarda, kortizol üretimi çok fazladır. Kortizoldeki bu artışa, daha çok pitüiter bezinin salgısını denetleyen ve beynin bir parçası olan hipotalamus'daki değişimin neden olduğu düşünülmektedir.depresyon sırasında diğer hormonlarda etkilenebilir. Örneğin, bazı çalışmalar, gelişim hormonunun salgılanması için pitüiter bezini uyaran çeşitli ilaçların, aynı zamanda belli depresyonları da hafifletici etkisi olduğunu göstermiştir. Depresyon sırasında, uyku, iştah, cinsel dürtü ve duygu durumu gibi işlevleri düzenleyen beyin bölgelerinde, özellikle noradrenalin ve hidroksitriptamin gibi nörotransmitör sistemlerinin etkinliğinde azalma olduğu düşünülmektedir. Nörotransmitörlerin azalması, sinir hücreleri arasındaki iletişimi de azaltır ve depresyonun tipik belirtilerine neden olur. Yüksek kan basıncını düşürmek için önerilen ‘reserpin' gibi ilaçların aynı zamanda beyindeki nörotransmitörleri de azaltarak, hastada depresyona yol açması bunun bir kanıtıdır.

depresyonların fiziksel boyutu

Depresyonun fiziksel belirtileri de psikolojik belirtileri kadar yoğun yaşanır. Depresyonda olan bir kişi için, bazen uykuya dalma sorun olurken bazen de gecenin ortasında uyanma ya da çok erken saatlerde uyanma gibi sorunlar olabilmektedir. Ender de olsa uyku süresinde artış da gözlenebilmektedir. İştahta azalma olduğunda, kilo kaybı; artma olduğunda da kilo artışı olabilir. Depresyondaki kişiler enerji kaybının yanı sıra bazen, ya kısmen ya da tümüyle cinsel ilgi kaybı yaşayabilirler.

Depresyondaki bir hasta fiziksel yakınmalarını şu şekilde dile getirmektedir : ‘Kendimi tükenmiş hissediyorum. Bir şey yapmak özel bir çaba gerektiriyor. Kendimi temiz tutmak bile özel bir çaba gerektiriyor. Kendimi sürüklemek zorundayım.'

Okul çağında iki çocuğu olan bir anne, çoğu zamanını yatakta geçirmekteydi. Durumunu şöyle anlatmıştı : ‘Kendimi yalnızca yatakta uyurken biraz iyi hissediyorum. Uyuyamıyorum ama yatıyorum. Çocukları okula göndermek için kendimi zorlayıp, tekrar yatağa dönüyorum. Onlar okuldan döndüklerinde kalkıyorum. Akşam yemeğinden sonra yine, doğru yatağa gidiyorum. Çok suçluluk duyuyorum. Ev ahır gibi. Çocukların yedikleri uyduruk şeyler. Onlarla konuşamıyorum bile.'

Bir kaç yıldan beri depresyon yaşayan bir muhasebeci de şöyle demişti : ‘Her şey çok çabuk oluyor. Yetişemiyorum. Bitkin bir biçimde, sabah dörtte kalkıyor ve bir daha uykuya dalamıyorum. Her şey kapkara ve anlamsız geliyor. Günü karşılamaktan korkuyorum. Aklıma gelen ilk düşünceler, işteki problemlerle ilgili. Bu durumla baş edemeyeceğim. İnsanların beni böyle görmesini istemiyorum. Sporu bıraktım. Artık arkadaşlarla bara da gitmiyorum. Karım kendisini sevmediğimi düşünüyor. Kimseye verecek bir şeyim yok. Ölüm benim için daha iyi olurdu.'

Depresyonların Düşünsel Boyutu

Depresyondaki kişinin kendi dünyası ve geleceği hakkındaki düşüncelerinde farklılıklar vardır. İşinin ustası bir ev kadını ya da başarılı bir iş adamı, kendisini "işe yaramaz", "yetersiz", ya da "başarısız" biri olarak görebilir. Aranan özelliklere sahip olmadığına inandığı için, benlik saygısı ve kendine olan güveni de kötü bir biçimde etkilenmiştir. Karar vermede güçlük çekmeye başlar. Geçmiş hataları ve kusurları üzerine takılıp, çeşitli suçlar ya da bağışlanamaz günahlar işlediğini düşünebilir. Dünyayı, "acıdan başka bir şey getirmeyen", "engelleyici", "hayal kırıklığına uğratıcı..." bir yer olarak algılar. Tüm acılarının ve eziyetlerinin sonsuza dek süreceği gibi bir beklentisi olduğu için, umutsuzluğa kapılır.


Durumunu değiştiremeyeceğine inandığı için, intiharı bile bir çözüm olarak görebilir. İntihar olasılığı depresif rahatsızlıklarda oldukça yüksektir. Bu olasılık, bazen yalnızca bir ölme isteği olarak kalırken, çoğunlukla da ciddi intihar girişimlerine dönüşebilir. İntihar düşüncelerine eşlik eden diğer düşünceler şöyle olabilir: "Ailem için bir baş belasıyım. Ölseydim daha kolay yaşarlardı...", ya da "Derdimi sona erdirecek tek yol ölmektir..." gibi. Bir çok intihar girişimi, bazılarının inandığı gibi "yalnızca bir yardım çağrısı" ya da "taşkın bir davranış" değildir. Bunlar, kişinin gerçekten ölmek istediği, ciddi intihar girişimleridir. İntiharlar ya da intihar girişimlerinin hepsinin, depresif rahatsızlıkla bağlantısının olmamasına karşın, depresyondaki umutsuzluk ve çaresizlik duygularının yoğunluğu nedeniyle, bu rahatsızlığı yaşayanlarda risk oldukça (30 kat daha fazla) yüksektir.


Depresyondayken bir çok sıkıntı yaşanabilir: Titiz bir ev hanımı ya da çalışkan bir işçi, kendisini yorgun hissederek işini yapamayabilir. Zevk aldığı pek çok şeye karşı ilgisini tümüyle yitirebilir. Daha önceleri arkadaş canlısı olan biri, arkadaşlarından kaçmak için karşı kaldırıma geçebilir, sosyal davetlerin tümünü reddedebilir. Böylece, yalnızlığı ve depresyonu gittikçe artan bir kısırdöngüye dönüşür. Kişi, sürekli bir endişe yaşar ve bu endişelere bağlı fiziksel belirtiler gösterir. Kalp atışları artar, aşırı terleme, mide bulantısı, titreme, ağız kuruluğu, ishal ya da kabızlık gibi belirtiler gösterebilir.


Düşüncelerde yavaşlama ve dağınıklaşma, dikkatinde zayıflama oluşabilir. Okumak, hatta konuşmak bile zor gelebilir. Bu nedenle, bu sıkıntıyı çeken kişi için herhangi bir girimde bulunmak çok zordur. Hatta kişi, kendisinin zihinsel bir sorunu olduğunu bile düşünebilir

Depresyonlarda Etkili Olan Kişilik Özellikleri şöyledir

-Öfke ve nefretin , çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır.Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
- Kişinin kendisi,çevresi ve gelecekten beklentileri,idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.
-Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır.Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
- Kişinin kendisi,çevresi ve gelecekten beklentileri,idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara
ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.

-Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici ,rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.

-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki ,kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.

-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.

-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.

- Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif ,bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.

Depresyona düşenlerin dikkat edeceği hususlar

Depresyon işaretlerini görür görmez, en kısa sürede bir uzmana başvurun. Şikayetlerinize göre uzman sizi daha detaylı olarak yönlendirecektir.
Uzmana giderken yanınızda sizi iyi tanıyan bir yakınızı veya akrabanızı götürmeniz daha faydalı olacaktır.
Tedavi süresinin üç aydan altı aya kadar sürebileceğini unutmayınız. Eğer daha önce de depresyon geçirdi iseniz, bu durumda tekrarlamaları önlemek üzere koruyucu ve daha etkin bir tedavi planının uygulanacağını unutmayınız.
Depresyon tedavisinin ilaçla yürütüldüğü durumlarda, özellikle birden fazla ilacı bir arada kullanmanız gerektiğinde, tedavi süresince düzenli kullanmanız ve olası yan etkilerine katlanmanız gerektiğini unutmayınız. Farklı rahatsızlıklarınız için kullanmanız gereken ilaçlar olduğunda, bu durumda doktorunuz ile konuşmayı ihmal etmeyiniz.
  • Depresyonda olsanız dahi, hayattaki olumlu ve güzel şeyleri görmek için çaba harcayınız. Sadece negatif olaylar ve özellikler üzerinde odaklanmayınız.

    Depresyonda dahi olsanız, bir şeylerle meşgul olmaya ve çalışmaya gayret edin. Kendinizi bir yerlerde kapatmak, çalışmayarak meşguliyetsiz kalarak büzülüp saklanmak, depresyonu arttıracaktır.

    Birçok depresyon hastası için günlük veya haftalık planlar hazırlamak son derece yararlı olabilmektedir. Tabii ki burada önemle üzerinde durulması gereken, plan yaparken aşırı katı ve zorlayıcı yaklaşımdan uzak durulmalıdır. Yaptığınız plana tam olarak uyamayabilseniz bile, her aktivite ve değişiklik sizin için bir başarıdır ve önemlidir. Onaylanma, özellikle de kendi kendinize verdiğiniz değer depresyonu aşabilmeniz için en önemli kazanımlardır.

    Eğer eski ilişkilerinizi ve arkadaşlıklarınızı bitirdiyseniz, tekrar kontak kurun. Arkadaşlarınızı tekrar arayın, kısa da olsa arkadaşça ve dostça olan destekleyici görüşmeler sizin için çok önemlidir.

    Eğer intihar düşünceleriniz varsa, bunları arkadaşlarınız, eşiniz ve terapistiniz ile konuşun. Bu konudaki görüşmeler, krizi aşmanıza yardımcı olacak ve sizin daha iyi anlaşılmanızı sağlayacaktır. Siz bu ağır depresyon safhasından nasıl olsa çıkacaksınız ve intihar düşüncelerinizi gerçeğe dönüştürmediğinize şükredeceksiniz.

    İyileşmenin ve depresyondan kurtulmanın yavaş yavaş olacağını, zaman zaman kendinizi tekrar kötü hissedebileceğinizi, aşağı inişler de kısa süreli yaşansa da, genel olarak iyiye doğru gideceğinizi unutmayın.

    Depresyon hastanın aile hayatı ve ikili ilişkilerini son derece kötü etkileyebilecek ağırlıkta olabilir. Bazı aileler, bu gidişin nereye kadar olacağına ilişkin sorular sormaya başlarlar. Bu hastalık dolayısıyla ailelerin finansal problemleri de bu durumu kötüleştirebilir. Genellikle de evde diğer yaşayanlar ve çocuklar da bu koşullardan kötü etkilenmektedir.

Depresyonla ilgili öneriler

Bunlara ek olarak

  • Gereksiz müdahale, tetkik ve reçeteden kaçınmak,
  • Duygu ifadelerinin desteklenmesi,
  • Düşünce dilindeki yanlış genelleştirmeler, negatif yorumlar ele alınmalı,
  • Yeni ilgi ve uğraş, kendini ifade etme alanları sağlanması yararlı olur.
  • Daha aktif olmak,
  • Kendiniz, yaşamınız ve geleceğiniz ile ilgili düşünce biçiminizi gözden geçirmek,
  • Düşünceleri yeniden yapılandırmak ("Başka nasıl düşünebilirim?"),
  • Düşünce hatalarını yakalamaya çalışmak,

    Depresyondan kurtulmak için yapılacak ilk şey günlük faaliyetleri attırmaktır. İkinci adım, yapmak istediğiniz şeyleri kaydedip, bununla ilgili günlük planlar yapmaktır.
  • Her akşam ertesi gün neler yapabileceğinizi düşünün.
  • Yapabileceklerinizin bir listesini hazırlayın.
  • Günün ilk saatleri için nispeten kolay şeyler planlayın.
  • Eğer bütün günü planlamak zor gelirse, günü parçalara bölün.
  • Planladığınız şeyler ne çok kolay, ne de çok zor olsun.
  • Planınızda hem hoşunuza gidecek işlere, hem de yapmak zorunda olduğunuz işlere yer verin. İkisini dengelemeye çalışın.
  • Şu günlerde yapmaktan hoşlandığınız hiçbir şey olmayabilir. Bu durumda eskiden yapmaktan zevk aldığınız işleri düşünün.
  • Sizi çok zorlayacak birden fazla işi aynı gün için planlamayın.
  • Kendinizi yüreklendirin.
  • Esnek olun.
  • Yedek faaliyetler planlayın.
  • Planlarınız uygulanabilir olsun.
  • Yaptıklarınızı gözden geçirin.
  • Sabırlı olun.
    Düşünce biçimini gözden geçirmek önemlidir.

    Olumsuz düşüncelerle mücadelede ilk adım, "nasıl düşündüğünüzü" ve bu düşüncelerin "duygularınızı nasıl etkilediğini" fark edebilmektir. Daha sonraki adım, daha gerçekçi ve alternatif düşünceler üretmeye çalışmaktır.

    Olumsuz düşünceleri sorgulamayı öğrenmek önem taşır.
  • Düşüncenizi destekleyen kanıtlar var mı? Varsa neler?
  • Olaya farklı yönlerden bakmak mümkün mü? Farklı bakış açıları olabilir mi?
  • Düşünceler kendinizi nasıl hissetmenize yol açıyor? Sizi nasıl etkiliyor?
  • Bu düşüncem doğru mu, bunu destekleyen kanıtlar var mı?
  • Bu olaya farklı yönlerden bakmayı ihmal mi ediyorum?
  • Başka biri benzer bir durumda ne düşünürdü?
  • Kendimi iyi hissettiğim zamanlarda bu olaya nasıl bakardım?
  • Bu şekilde düşünmek bana yardımcı mı, yoksa engel mi oluyor?

    Eğer depresyonda iseniz

  • Kişiliğinize, ilgi alanlarınıza yönelik uğraşılarınıza devam edin. Kendiniz için bir hobi geliştirin.
  • Yalnız kalmamaya, diğerleri ile iletişime özen gösterin.
  • Olumsuz düşüncelerinizin farkına varmaya çalışın. Gerçeğe uygunluğunu sınayın.
  • Alternatif düşünce tarzı geliştirmeye çalışın.
  • Kendinizi daha iyi hissetmeye başlayana kadar evlilik, iş ya da para konularında önemli kararlar vermekten kaçının.
  • Depresyonun bir hastalık olduğunu kabul edin, zayıflık ya da utanılacak bir durum olmadığını bilin ve bir uzmana danışın.
  • depresyon ve cinsellik

    Depresyon çeşitli nedenlerle ortaya çıkan bir rahatsızlık olup, hayatın çeşitli alanlarını olumsuz etkilemektedir. Bunlardan en önemlisi de depresyonun çiftlerin cinsel yaşamında yaptığı bozucu etkidir. Bu durum doğrudan kişinin aile yaşantısını da olumsuz etkiler. Eşlerin bu konuda sabırlı olması ve birbirlerine destek olması gerekir.
    Cinsel sorunlarda en büyük yeri cinsel isteksizlik ve zevk kaybı alır. Kişi cinsel birleşme yaşasa bile zevk ve heyecan yoktur.

    Cinsellik konusundaki bir başka problem de depresyonda ilaç tedavisinin etkileridir. Bu gün depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların büyük çoğunluğu yan etki olarak cinsel sorunlara yol açmaktadır. Bu yan etkiler; sertleşmede azalma, orgazm yoğunluğunun düşmesi ve süresinin uzaması ve cinsel istekte azalmadır.
    Cinsel sorunlar depresyonda zaten var olup, ilaç tedavisiyle daha da artabilmektedir. Ancak tedavi piskoterapiyle beraber sürdürüldüğünde bu sorunlarla başaçıkmak kolaylaşmaktadır. Bu durumda eşlere sabırlı olmak ve eşine destekleyici bir tutum sergilemek düşer. tedavi bittikten sonra bu cinsel sorunlar da ortadan kalkmaktadır.depresyon belirtileri nelerdir, depresyonun belirtileri,anksiyete depresyon, klinik depresyon, depresyon yardım, manik depresyon, doğum sonrası depresyon,



    benzer bir yazımız olan depresyon çeşitlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    doğum sonrası yaşanan depresyonlar

    Hamilelik sürecinde ya da doğumdan sonra bir yıl içinde ortaya çıkan depresyona doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) denmektedir. Bu dönemde depresyon geçiren kadınların kesin sayısı bilinmemekle birlikte, konuyla ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar depresyonun, hamilelik sürecinde ve doğum sonrasında yaşanan önemli sorunlardan biri olduğunu belirtmektedirler. Hamilelik döneminde yaşanan bazı normal değişimler de benzer semptomları ortaya çıkardığı için depresyon tanısı bazen konamamakta ve tedavi edilememektedir. Yorgunluk, uyku problemleri, güçlü duygusal tepkiler ve kilo almak doğum öncesinde ve sonrasında yaşanabilen sorunlardır. Ancak bu semptomlar aynı zamanda depresyonun de belirtileri olabilir.



    Hamilelik döneminde kadınların depresyon geçirme ihtimalini artıran risk faktörleri şunlardır:,

    • Daha önce depresyon geçirmiş olmak ya da madde bağımlılığının olması

    • Ailede psikolojik rahatsızlığı olan bireylerin olması

    • Aileden ve arkadaşlardan destek alamama

    • Rahimle ilgili kaygılar

    • Daha önceki hamilelik dönemlerinde ya da doğumlar esnasında sorun yaşanması

    • Evliliğe ilişkin sorunlar ya da ekonomik problemler

    • Küçük yaşta doğum yapmak


    Doğum sonrasında kadınlardaki hormonal değişiklikler depresyonu tetikleyebilir. Hamilelik döneminde kadınlardaki östrojen ve progesterone hormonları artar. Bebeğin doğumundan sonraki ilk 24 saat içinde bu hormonlar hamilelik öncesindeki normal seviyelerine hızla düşer. Araştırmacılar, adet döneminde hormonlarda yaşanan küçük değişimlerin kadınların duygu durumlarını etkilediğine işaret ederek, doğum sonrasında yaşanan bu hızlı hormonal değişimin depresyonu tetikleyebileceğini. Ayrıca tiroid hormonu da doğum sonrasında düşebilmektedir. Tiroid düzeyinin düşük olması, depresif duygu durumu, her şeye karşı ilgisizlik, huzursuzluk, yorgunluk, konsantrasyon zorluğu, uyku sorunları ve kilo değişimi gibi depresyon semptomlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Basit bir ?>?>?>kan testinin yapılması ve doktorun reçete edeceği ilaçların kullanımı, tiroid düzeyine bağlı olan depresyon sorununu çözmeye yardımcı olacaktır.


    Doğum sonrası depresyona katkıda bulunan diğer faktörler de şunlardır:
    Doğum sonrasında yorgunluk hissetmek, uyku düzeninin bozulması, ve yeni annenin gücünü tekrar toparlayabilmek için ihtiyaç duyduğu dinlenmeden yoksun kalması
    Bebeğin bakımına ve iyi bir anne olmak için gerekli olduğu düşünülen becerilere sahip olunmadığına dair kaygılar
    İşteki ve evdeki düzende meydana gelen değişiklikler nedeniyle stres altında hissetmek. Bazen kadınlar, gerçekçi olmayan beklentiler geliştirerek kendilerinin mükemmel bir anne olmaları gerektiğini düşünürler. Bu da stres oluşturan bir faktördür.
    Kayıp duygusu. Bebek doğmadan önceki kimliğin kaybedildiğini, hamilelik öncesindeki beden yapısının kaybedildiğini ve daha az çekici olduğunu düşünmek
    Doğum sonrasında kadının kendisine ayırdığı zamanın azalması ve zamanı kontrol edemediğini düşünmek. Çok uzun süre boyunca ev içinde zaman geçirmek, partnerle ya da sevilen kişilerle baş başa geçirilen zamanın azalması

    Doğum Sonrası Üzüntü/Endişe ile Doğum Sonrası (Postpartum) Depresyon Aynı mıdır?

    Doğum sonrasında kadınların yaşadığı üzüntü ve endişe, doğumdan hemen sonraki günlerde ortaya çıkabilir ve normal bir süreci takip ederek birkaç gün ya da hafta içinde geçebilir. Yeni anne olan kadının duygu durumu ani değişimler. Bu dönemde kadınlarda üzüntü, iştah kaybı, uyku bozuklukları görülebilir, kendilerini kaygılı, huzursuz ve yalnız hissedebilirler. Bu semptomlar ağır olmayabilir ve tedaviye gerek olmayabilir. Ancak bu dönemde kendinizi daha iyi hissetmek için de bir şeyler yapabilirsiniz. Bebek uyuduğunda siz de uyuyabilirsiniz. Eşinizden, ailenizden ve arkadaşlarınızdan yardım talep edebilir, diğer yeni annelerle konuşabilirsiniz

    Doğum sonrası depresyon ise bebeğin doğumundan sonraki ilk yıl içinde ortaya çıkabilir. Bu durumda kadınlar, üzüntülü olma, enerjisiz hissetme, konsantre olmakta zorluk çekme, kaygılı olma, suçluluk ve kendini değersiz hissetmek gibi çeşitli semptomlar gösterebilirler. Doğum sonrası üzüntü/endişe ile depresyon arasındaki fark, doğum sonrası depresyonun kadının işlevselliğini uzun bir dönem boyunca etkilemesidir. Doğum sonrası depresyonun tedavi edilmesi gerekir. Psikoterapi ve ilaç tedavisi, doğum sonrası depresyon yaşayan kadınlara yardımcı olur.

    Bazı kadınlar, doğum sonrasında mutlu olmaları gerektiğini düşündükleri için yaşadıkları depresif durum nedeniyle suçluluk hissettikleri ve utanç duydukları için yaşadıkları sıkıntıları ifade edemezler. Kendilerinin uygun bir anne olmadıklarının düşünülmesinden endişe ederler. Doğum sonrası depresyon her kadının başına gelebilir. Bu, sizin iyi bir anne olmadığınız anlamına gelmez. Yaşadığınız sıkıntılara hem sizin hem de bebeğinizin maruz kalması şart değildir. Çünkü bu konuda yardım alabilir ve sorunlarınızı çözebilirsiniz.

    Doğum sonrasında depresyon geçirdiğinizi düşünüyorsanız ilk önce doktorunuzla konuşmalı ve depresyon tedavisinde uzman olan bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalısınız.

    ergenlik çağında yaşanan depresyonlar


    ERGENLERDE DEPRESYON ve TEDAVİSİ


    Ergenlik döneminde yaşanan fiziksel, duygusal, psiko-sosyal ve sosyal değişimler bireyi derin bir biçimde etkiler. Fiziksel değişimlere bağlı olarak kendi bedenini ve cinselliği keşfeden ergenler bu alanlarla ilgili sorunlar yaşayabilirler. Kişisel kimliğin kurulduğu bu dönemde birey, ‘ben kimim?”, “hayatın anlamı ve amacı ne?’ gibi kritik sorulara yanıt arar. . Ergenlik, kişisel kimliğin kurulmasıyla, toplumun bir üyesi olarak kendi rolünü belirginleştirme arasındaki dengeyi kurma mücadelesidir.

    Depresyon, çok çeşitli durumlara ve stres yaratan faktörlere karşı verilen bir tepkidir. Ergenlerde depresif duygu durumu yaygın olarak görülebilmektedir, çünkü bu normal olgunlaşma/büyüme sürecinin, bu sürece eşlik eden stres faktörlerinin, seks hormonlarının ve bağımsızlığını elde etmek için anne-babayla çatışmanın bir parçası olabilmektedir. Depresif duygu durumu, bir arkadaşın ya da akrabanın ölümü, sevgiliden ayrılmak ya da okulda başarısız olmak gibi rahatsızlık verici olaylara ve durumlara karşı bir tepki de olabilir. Özgüvenleri düşük, kendilerini kıyasıya eleştiren, olumsuz olaylar ve durumlar üzerinde kontrol gücünün olmadığını düşünmeye eğilimli ergenlerde, stres yaratan olaylar ve durumlarla karşılaşma depresyon riskini arttırabilmektedir.

    ERGENLERDE DEPRESYONUN BELİRTİLERİ

    Ergenlerde depresyon tanısı koymak zor olabilmektedir, çünkü ergenlik döneminde duygusal iniş ve çıkışlar normal bir süreç de olabilmektedir. Bazen dünyanın harika bir yer olduğu düşüncesiyle kendini iyi hisseden ergen, bazen de hayatın berbat bir şey olduğunu düşünebilir. Bu düşünceler birkaç saat içinde değişebileceği gibi birkaç gün bile sürebilir.

    Depresif duygu durumunun sürekli olması, okul başarısının düşmesi, aileyle ve arkadaşlarla ilişkilerde sorunlar yaşanması, madde bağımlılığı ve diğer olumsuz davranışlar depresif epizodu işaret ediyor olabilir. Bu dönemde depresyon riskini arttıran faktörleri şöyle sıralayabiliriz: ebeveynlerden birini ölüm ya da boşanma nedeniyle kaybetme, çocukluk döneminde fiziksel ve cinsel tacize maruz kalmak, sosyal beceri eksikliği, kronik hastalıklar ve aile bireylerinden birinde depresyon hikayesinin olması.

    Aşağıda sıralanan belirtiler iki haftadan daha fazla sürerse depresyon riskinden söz edilebilir:
    Okul başarısının düşmesi
    Arkadaşlardan ve sosyal etkinliklerden uzak durmak
    Üzüntülü ve umutsuz ruh hali
    Enerjinin ve motivasyonun düşük olması, hiçbir şeyden zevk alamama
    Öf keli olma
    Eleştirilere karşı aşırı tepkili olma
    İdeallerine ulaşamayacağını hissetme
    Özgüvenin düşük olması, suçluluk duyguları
    Kararsızlık, konsantre olamama, unutkanlık
    Huzursuzluk
    Yemek ve uyku örüntüsünde değişiklikler
    Madde bağımlılığı
    Otorite figürleriyle sorunlar
    İntihar düşüncesi

    Ergenler, depresif duygu durumundan kaçınmak için uyuşturucu ya da alkol kullanabilir ya da rastgele cinsel ilişkiler kurabilir. Ergenler, düşmanca, saldırganca ve riskli davranışlarla da depresyonlarını ortaya koyabilirler. Ancak bu davranışlar onların sadece yeni sorunlar yaşamalarına neden olur, depresif duygu durumları derinleşir ve arkadaşlarıyla, aileleriyle ve okul yönetimiyle ilişkilerine zarar verir.

    ERGENLERDE DEPRESYON TEDAVİSİNİN ÖNEMİ ÜZERİNE

    Depresyon ciddi bir durumdur ve tedavi edilmezse ergen bireyin hayatını tehdit eder bir duruma gelebilir. Eğer ergen tedavi görmeyi reddederse, aile üyelerinin ya da ergenle ilgilenen diğer yetişkinlerin bir uzmandan yardım alması faydalı olabilir.

    Depresyon tedavisinde ilaç ve psikoterapi kullanılmaktadır. İlaç depresyonun semptomlarını gidermekte etkilidir. Özellikle ilaç tedavisiyle birlikte yürütülen psikoterapi etkili çözümler sağlamaktadır.

    Psikoterapi, ergene neden depresyona girdiğini anlamasına ve stresli durumlarla nasıl baş edeceğini öğrenmesine yardımcı olur. Duruma bağlı olarak terapi, bireysel, grup ya da aile terapisi şeklinde yürütülür.

    Depresyonda olan ergenin yardıma ihtiyaç duyduğunu kabul etmesi iyileşme yönünde atılmış önemli bir adımdır. Ancak, yardıma ihtiyaç duyduğunu ve bunun için adım atması gerektiğini kabul eden ergenlerin sayısı görece az olabilmektedir. Bu nedenle arkadaşlarının ve ailesinin desteği, teşvik edici önerileri önemlidir.

    Depresyonun Başlıca Nedenleri Nelerdir

    Depresyonun Nedenlerine gelin hep birlikte bir göz atalım


    * Partner, evlilik, aile sorunları
    * Doğum ve hamilelik süreci
    * Büyük üzüntülere neden olabilecek kayıplar ve yas
    * Mevsim değişiklikleri
    * Hamilelik ve lohusalık süreci
    * Ülke, şehir değiştirme, yeni yaşam koşulları
    * Menapoz - Antrapoz dönemi
    * Bazı hastalıklar ( Kanser, Multiple Skleroz, Epilepsi, Aids vb. )
    * Bazı ilaçlar ( Kardiyak ve hipertansifler gibi )
    * Fazla alkol kullanımı
    * Kalıtsal yatkınlık
    * Olumsuz yaşam olayları ile karşılaşma
    * İş yaşamı sorunları

    depresyon nedir

    depresyon nedir birlikte tanımlayalım

    Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır.

    Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.

    Ek olarak depresyondaki kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur.

    Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için aşağıda sıralanmış belirtilerin gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on beş gündür devam ediyor olması gerekir.



    * Hemen her gün uykusuzluk yada aşırı uyku hali.

    * Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.

    * Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.

    * Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk

    * Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.

    * Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).

    * Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama , bıkkınlık, cinsel isteksizlik ).

    * Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.



    * Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen dikkatini verememe, gibi) ya da kararsızlık hali.


    Depresyon İlaçları kullanımında nelere dikkat edilmeli?

    Modern ilaçlar, kullanılırsa çok yüksek dozda kullanılsa bile ölüm olaylarının görülmesi çok nadirdir.

    fakat klasik dediğimiz trisiklik antidepresanlar, yüksek dozda alındığında intihar eğilimi riskini arttırarrak ölümcül sonuçlar doğurabilir.

    Bu klasik ilaçların toksik zehirlenme etkisi yüksektir. Bu nedenle günümüzde depresyon durumlarında modern ilaçların kullanılması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

    depresif insanlardan

    Anksiyete Depresyon endişeli üzerinde başlıyoruz?

    Kim çok fazla beyin gücü uygularsa o insanlarda genellikle değişik fiziksel egzoz faaliyetler gösterir, aynı zamanda üzerinde zamanla açığa çıkan bazı eski iyi zamanlarını hatırlama ihtiyaçları ortaya çıkar.

    kim daha rahatlatıcı işler üzerinde çalışır ve rahat bir yaşam sürerse o depresyona düşmekten uzak bir yaşam sürer ve mutlu bir hayat geçirebilir.

    yoğun çalışan birçok insan sinir krizi ve durumlar karşısında olay çıkarma konusunda diğer insanlardan daha fazla eğilim sahibidir.
    anksiyete, depresyon ve ruhsal hastalıklar bu nedenle günümüzde her kişinin başına gelebilir

    Sürekli endişelenen ve fussing sendromları yaşayanlar için anksiyete, depresyon tedavisi gibi günümüzde gelişen başka tedavilerle birlikte tedaviler mevcuttur


    Anksiyete, depresyon aslında hile ve kim sorununun kişiden düzensiz davranışı her türlü tarafından bu usuallu bazı stres kaynaklanmaktadır karakterize kolayca bir kişinin aşırı sinirlilik ve stres neden eğiliminde olabilir tetikler.

    Ayrıca, kim kolayca sinir stresli faaliyetleri üzerinde olsun eğilimi birçok insan aslında anksiyete depresyon için, ve onun sadece bir konuda güçlü olma eğilimli ne zaman zor ve stres eğilimli faaliyetlerine karşı karşıya gelir zorladı.
    It's pretty başta üstesinden gelmek için, zor olabilir ancak sakin çalışıyorum ve aşırı basınç kere cool in gerçekte tamamen downward spiral gitmekten akıl sağlığı tasarruf edeceksiniz.


    Zaman etkili bir ruhsal hastalık nedeniyle kendi kendini tedavi konusunda bir akılda ki gerçekte kendinize karşı dürüst olmak tutmalısınız ve depresyon ya da gerçekte var, saygın psikiyatrist kendinizi doğru tanısı olsun gitmek akıl hastalığı ne tür değerlendirmek hem kendiniz için doğru depresyon tedavisi görmek mümkün. Burada depresyonun çeşitli türleri vardır:

    Manik depresyon ya da Bipolar - kişinin ruh halinde ani ve aşırı değişiklikler ile karakterize hususta bir dakika o Euphoria yükseltilmiş bir durumda iken
    sonraki dakika (gün veya hafta) o kişisel bir cehenneme olmak duygusudur.

    Doğum sonrası depresyon - uzun bir üzüntü ve boşluk hissi yeni bir anne ile karakterize yönden çocuğun doğum sırasında fiziksel stres, yeni doğan bebeğin karşı sorumluluk belirsiz bir anlamda sadece bazı olası faktörlerin neden bazı yeni anne bu geçmesi olabilir.

    Dysthimia - depresyon ile hafif bir benzerlik ile karakterize, bu zaman olmasına rağmen, daha az şiddetli bir yeri olmalı, ama her durumda elbette ile hemen tedavi edilmelidir kanıtlanmış oldu.

    Cyclothemia - Bu zihinsel hastalıktan Manic veya Bipolar depresyon yönden bireysel acı ile hafif bir benzerlik ile karakterize bazen insanın ruh ciddi değişiklikler muzdarip olabilir.

    Mevsimsel duygudurum bozukluğu - bir tekdüzelik içinde düşen belirli mevsimlerde (örneğin, Kış, Bahar, Yaz ve Güz) çalışmaları ancak sadece sırasında karakterize kanıtlamak daha fazla kişi
    aslında bir azgınlık daha Kış ve Sonbahar mevsimi ve son olarak da, ruhsal değişim, neyin sırasında bir kişinin ruh hali mutlu dan üzgün için kızgın sadece kısa sürede kaydırabileceğini fall.

    Ama depresyon aslında oldukça insanlar arasında yaygın olduğu kanıtlanmıştır türü aslında aşırı şeyler hakkında endişeli olma durumu ile karakterize depresyon anksiyete vardır. Anksiyete, aslında bir kişi ilk tarih sinirlilik veya yorucu sınav ertesi gün gibi belirli bir stresli etkinliği daha ayarlamanıza yardımcı olacak bir sözde normal bir davranış. Anksiyete gerçekten "belli" zor durumlarda doğru bakacak kadar psyched olsun yardımcı olur; anksiyete nedenle aslında iyi bir şey. Anksiyete, depresyon Ancak, sadece karşısında, kolayca sinir "bir" olgu olarak işten olmaya gerek yok; Anksiyete, depresyon aslında bir bireysel ya da diğer bir deyişle, kalıtsal bir hastalık yılında biyolojik makyaj kaynaklanan edilebilir bir hastalıktır .

    Ayrıca, Anksiyete depresyon her biri kendi benzersiz özelliklere sahip aslında çeşitli türleri vardır. Örneğin yaygın anksiyete bozukluğu veya YAB, Anksiyete, depresyon bu tür Take a çok daha ortalama Anksiyete, depresyon daha karmaşık olanlar Anksiyete, depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu bu tür zarar için belki bir gün olma-to-day alışkanlık rağmen bir aslında tek tek oldukça zamankinden daha paranoyak yapar, anksiyete saldırılara daha fazla, hatta bazen saçma sıktır. Bile bile hiçbir belirgin nedeni aramalar için onları bu şekilde davranmaya's endişeli olabilir. Insanlar yaygın anksiyete bozukluğu sorunum aslında için uykusuzluktan belirtileri olan bir çok gösterir dinlenmek, kolaylıkla yorulmadan, konsantre olamıyorum onlar ne yaptığınızı bile depresyon Doğum yapamaz olmak. Anksiyete, depresyon Bu tür hala tedavi edilebilir olduğunu, sadece küçük bir iş aslında hile olacaktır.

    Depresyon belirtileri | depresyonun başlıca nedenleri | depresif | depresyon | depresyon belirtileri tedavisi | depresif | depresyon tedavi | pisikiyatr | pisikoloji | Ana Sayfa